Mart, 2009 için Arşiv

Otomotiv ihracatı geriliyor

ergisi (ÖTV) indirimiyle iç pazarda satışlarını artırırken ocak ve şubat aylarını yüzde 56′lık ihracat düşüşüyle kapatan otomotiv sektörünün yüzü dış pazarlarda mart ayının ilk yarısında da gülmedi.

AA muhabirinin Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) kayıtlarından derlediği bilgiye göre otomotiv sektörü 1-19 Mart döneminde 5 kıtada toplam 123 ülke ile 11 serbest bölgeye ihracat yaptı.

Sektörün bu dönemde ulaştığı 123 ülkeden sadece 39′unda, serbest bölgelerden ise 2’sinde ihracat artışı görülebildi.

Otomotiv ihracatının ezici çoğunluğunun yapıldığı Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ise yüksek oranlı ihracat düşüşleri dikkati çekti.

1-19 Mart döneminde, Belçika ve Slovenya dışındaki tüm AB ülkelerinde eksi görünüme dönen ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 38,9-99,6 aralığında düşüş gösterdi.

Yorumlar

İş makineleri satışı artacak

Yatırım ve üretimi canlandırmak için özellikle KOBİ’lerini kullandığı bazı sanayi ve iş makinelerinden alınan yüzde 18′lik KDV’nin yüzde 8′e indirilmesi üzerine açıklama yapan İMDER Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral İş makineleri sektörü makine sektörünün krizden çıkması için Stratejik Eylem Planı hazırladıklarını ve hükümete sunduklarını belirtti.

Bu plan içinde bazı iş makinelerinin KDV oranlarını yüzde 18’den yüzde 8’e çekilmesi de yer aldığını ifade eden Meral, şöyle konuştu:

Bu öneri ve düzenlemelerin 5. ekonomik pakette yer alması için 5 bakan ve başbakan Erdoğan’a konuyla ilgili detaylı bir rapor gönderdik. Raporda iş Makineleri sektöründe yapılacak bir KDV indiriminin sektöre nasıl olumlu katkı sağlayacağını anlattık. Rapor başbakan ve ilgili bakanlar tarafından olumlu karşılandı.

KOBİ’ler başta olmak üzere bazı iş makinelerinde KDV oranı yüzde 18’den yüzde 8’e çekildi. Maliye yetkilileriyle yaptığımız görüşmeler sonucunda henüz detaylandırma çalışmalarının devam ettiğini ve bu alandaki çalışmanın son halinin verilmek üzere olduğu bilgisini aldık.

Sektör açısından çok olumlu bir gelişme. Şu an yüzde 50’lere yaklaşan sektördeki daralmanın bu düzenleme ile 25 puan daha az olmasını bekliyoruz. Sektörde büyük bir rahatlama yaşanması ve gerilemenin yavaşlamasını bekliyoruz. Küresel kriz nedeniyle çıkmaza düşen sektör bu haberle rahat bir nefes aldı.

Her geçen gün firmalardan işçi çıkarma ya da süresiz izine ayırma haberleri geliyordu bundan sonra istihdam ve ekonomik canlanma anlamında da iyiye gidiş başlayacaktır. Bu düzenlemenin  hizmet, madencilik, altyapı ve inşaat gibi çok sayıda sektöre olumlu etki yapması beklenmektedir. 5. Ekonomik paketin yeni yatırımların ve piyasalarda canlanmanın başlaması için çok olumlu bir adım olacaktır.

İMDER olarak çalışmalarımız devam ediyor. 6. ve 7. ekonomik pakette de sektör için bir takım olumlu düzenleme ve desteklerin gelmesini bekliyoruz.  Sektörün taleplerine karşı göstermiş olduğu duyarlılık ve hızlı reaksiyon için Sayın Başbakanımıza teşekkür ediyoruz.

Yorumlar

UND’den üyelere e-imza imkanı

Avrupa Birliği’nin (AB) almış olduğu kararlar doğrultusunda 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle birliğe üye olmayan ülkelerden TIR karnesi kefaleti ile yapılan taşımalarda ön beyan zorunluluğu getirildi. AB tarafından zorunlu hale getirilen bu sisteme geçiş doğrultusunda Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) de Türkiye’nin ilk nitelikli elektronik sertifika sağlayıcısı olan e-güven’le işbirliğine giderek üyelerine e-imza kullanma imkanı sunuyor.

Söz konusu uygulama sayesinde dernek üyelerinin günün koşullarına göre donatılmaları bunun sonucunda da daha hızlı ve daha verimli çalışabilmelerinin sağlanması hedefleniyor. E-imza sahibi UND üyeleri ayrıca zamandan da büyük ölçüde tasarruf edebiliyorlar.

UND Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Dinçşahin konu hakkında yaptığı açıklamada, “Günümüzde elektronik iş yapma ortamı hızla yaygınlaşıyor. E-imza da bunun bir uzantısı. Zaman tasarrufu ve bürokrasinin azaltılması açısından büyük avantaj sağlayan bu sistem devletin değişik kademelerinde kullanılmaya başlandı. Aynı sistem Avrupa Birliği ülkelerinde ise birkaç yıldır uygulanıyordu.

Uygulama şimdi kanat ülkelerde de hayata geçirildi. Yeni sistem işlemlere hız kazandırdığı gibi uluslararası denetimi de kolaylaştırıyor. Bu da taşımacılar açısından iş süreçlerinin daha verimli hale geleceğini gösteriyor dedi.

E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun ise elektronik imzanın gerek günlük gerekse profesyonel yaşamdaki yerinin arttığını ifade ederek e-devlet sürecinde yer alan ilk devlet kurumlarından biri olan gümrükler bu yeni uygulamayla birlikte taşımacı firmaların iş süreçlerini de gerçek anlamda elektronik ortama aktarma başarısını gösteriyor.

Türkiye’deki evden eve nakliyat sektörünün temsilcilerine en iyi ve kaliteli şekilde hizmet veren UND ile gerçekleştirdiğimiz işbirliği de, ülkemizdeki elektronik iş süreçlerinin artması için önemli bir örnek teşkil ediyor.

E-GÜVEN olarak temel e-imza hizmetlerinin yanı sıra  evden eve nakliyat’ta hem e-imzayı kolay kullanmalarını sağlamak hem de e-belge portalı odağındaki yetkinlik ve bilgi birikimini artırmak için gerekli çalışmalarımızı tamamladık. Bu doğrultuda arzu eden UND üyeleri için özel bir eğitim düzenleyeceğiz ve onların e-belgeye elektronik imzalı geçiş sürecine entegre olmalarını sağlayacağız diye konuştu.

E-imza nerelerde kullanılıyor?

Bugün alanında lider birçok resmi ve özel kuruluş, e-devlet dönüşüm süreci kapsamında e-imza uygulamasına geçiyor.

E-imzanın yoğun olarak kullanıldığı alanlar ise şunlar:

* E-Devlet Kapısı Projesi
* Gümrük Müsteşarlığı – Özet ve detay beyan uygulamaları
* Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) – Dahilde İşleme Rejimi (DİR) işlemleri
* Maliye Bakanlığı – E-fatura uygulaması
* Adalet Bakanlığı – (UYAP) Ulusal Yargı Ağı Projesi
* Sanayi Bakanlığı – Garanti Belgesi, Satış Sonrası Hizmet Yeterlilik Belgesi ve Muafiyet Belgesi başvuruları
* Türk Patent Enstitüsü – Marka başvuruları
* Merkezi Kayıt Kurumu – Bilgi Güvenliği ve Sertifika Hizmetleri Uygulama Projesi
* TÜBİTAK-TEYDEB – Proje başvuruları
* Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü – Uygulama programı
* Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) – Şüpheli işlem bildirimleri
* Banka talimatlarının gönderilmesi
* Elektronik ortam üzerinden kurum içi kağıtsız ofis (izin belgesi, sözleşmeler, sipariş formları, vb.) e-posta uygulamaları, şirket içi yazışmalar ve kurumsal uygulamalar.

Yorumlar

Beşiktaş’a krizde gaz verildi

Kriz nedeniyle sıkıntılı günler geçiren denizcilik sektöründe moralleri düzeltecek dev bir işbirliği haberi geldi. Beşiktaş Şirketler Grubu’na ait Beşiktaş Gemi İnşa AŞ ve İtalyan Gas & Heat firması 4 adet gaz tankeri inşa etmek üzere bir anlaşma imzaladı. Yalova-Altınova bölgesinde yapılacak gemilerin toplam bütçesi 60 milyon Euro olarak açıklandı.

Dünya çapında önemli bir LPG gemi, tank ve kargo sistemleri inşa kuruluşu olan Gas&Heat şirketi, inşa edilecek gemilerin kardeş LPG gemilerini 2006 ve 2007 yıllarında Ereğli’deki Madenci Tersanesi’nde inşa ettirip teslim almıştı. Üretimden memnun kalarak dört adet daha 3.360 cbm kapasitesinde gaz tankeri siparişi veren şirket ve Avrupalı diğer armatörlük kuruluşlarıyla sağlam ilişkiler geliştirmek istediklerini belirten Beşiktaş Grup CEO’su Yavuz Kalkavan, yaptığı açıklamada avrupa’daki gemi inşa firmaları ve armatörlük kuruluşları ile sağlam ilişkiler geliştirip özellikle küçük ve değeri yüksek gemi inşa projelerini kazanarak uzun dönemde başarı sağlanabileceğini düşünüyoruz dedi.

Bu kapsamda imzalanacak projeleri Beşiktaş Gemi İnşa AŞ’nin LPG piyasaları gibi yeni ve özel piyasalara başarı ile girişinin simgesi olarak yorumlayan Kalkavan, denizcilik sektörünün yaşadığı sıkıntılara rağmen hedeflerini hiçbir zaman küçültmediklerini belirtti.

Grup olarak yurtiçi ve yurtdışındaki projeleri hızla sürdürdüklerini aktaran Kalkavan yeni anlaşma ve görüşmelere açığız mesajı verdi. Kalkavan sözlerine şöyle devam etti.

Avrupa ve Türkiye’de çok yüksek potansiyeller var. Temmuz ayında devreye girecek kuru havuz projemizle 30 milyon dolarlık bir yatırımın daha sonuna geleceğiz.

Böylece gemi tamir ve bakımı alanında yaptığımız tersane yatırımı 70 milyon dolara ulaşacak. Herkes işçi çıkarırken biz işçi sayımızı bu dönemde 900′den 1.700′e çıkardık. Grup olarak yatırımlarımızı sürdüreceğiz. İtalyan Gas&Heat firması 2005 yılında Türkiye’ye gelerek görüşmelerine başladı ve üretim için en uygun firma olarak bizi bulduklarını belirttiler. Bu anlaşmayla birlikte gaz endüstrisi için gemi inşa etmeye başlıyoruz. Bu alanda hizmet veren dünyada çok az şirket var. Bu da bize ayrıcalık katacaktır.”

Denizciler de vergi indirimi bekliyor

Sektörün uluslararası krizden çok ağır etkilendiğini, bunun ana nedeninin ise son 3 senede üretip sonra satma stratejisinden kaynaklandığını belirten Yavuz Kalkavan kriz öncesinde devam eden ve başlaması planlanan tüm projeleri önce inşa edip daha sonra satma eğilimi içerisindeydik. Kriz olunca tüm projeler elimizde kaldı ağır etkilendik.

Bunda kendimiz haricinde kimsenin kabahati yok.” diye konuştu. Şirket olarak avantajlarının krizi öngörerek 18-20 bin tonluk gemiler yerine daha küçük 4 bin tonluk gemiler inşa etmeleri olduğunu aktaran Kalkavan, ellerinde sadece 4 tane 4 bin tonluk gemi bulunduğunu bildirdi.

Önümüzdeki dönemi değerlendiren Kalkavan, bütün projelerin iptalinin sektör açısından deprem niteliğinde bir durum olduğunu ifade etti. Denizcilik sektöründe canlanma belirtisi olmadığını vurgulayan Kalkavan, “Sadece inşası devam eden projeler var. İtalyanlarla yaptığımız proje de bunlardan bir tanesi.

Gas&Heat ile yaptığımız anlaşmanın krizden önce yapılması planlanıyordu, ama bugün gerçekleşti.” sözlerine yer verdi. Satılan gemilerin de çok zor şartlarda çok düşük bedellerle satıldığını bildiren Kalkavan, yapılan gemilerin neredeyse yüzde 100′ünün inşa eden firmaların elinde kaldığını bildirdi.

Kalkavan, denizcilik sektörü krizin 4-5 yıl gibi uzun bir süre devam edeceği düşüncesinde. Devletin açıkladığı paketlere değinen Kalkavan sektörün devletten birtakım kredi ve temin imkanları aynı zamanda devlet garantisi talepleri var. Paketler açıklanıyor bize de sıra gelir düşüncesindeyiz. Dolaylı olarak birtakım vergisel indirimler bekliyoruz.” dedi.

İnşaa edilecek gemilerin genel özellikleri:

Yük Taşıma Kapasitesi:            3811 dwt
Tank Kapasitesi           :            3361 cbm
Ana Makina Tipi           :            2040 kw Wartsila
Sefer Sürati                  :            14.0 deniz mili
Klas Kuruluşu               :            İtalyan Rina ve Amerikan ABS
Taşıyacağı Yükler         :            Propilen – Vinil Klorür – LPG türevi

Yorumlar

Tekne sevdası jete benzemez

Dünyada devletlerden yardım alan şirket ve finans kuruluşlarının üst yöneticileriyle ilgili ’özel jet’ tartışmaları sürerken, orta büyüklükte yat ve tekne satışları krizden büyük darbe yemiyor. Volkswagen Deniz Motorları Direktörü Hans Rode, tartışmada sıranın bu lüks yatlara kayması durumunda denize gerçekten tutkun olan CEO’lar için bu alışkanlıklarından vazgeçmenin hiç de kolay olmayacağına dikkat çekerek, “Deniz, bir yaşam biçimi. Bu anlamda özel jet ile farklılık gösteriyor. Deniz sevdalıları haftaiçi stresinin içinde bile sadece haftasonu açılacağı mavilikleri hayal eder” dedi.

Küçüklere talep düştü

Kriz döneminde tekne satışları ülkelerde farklılık göstermek üzere yüzde 20 ile yüzde 50 arasında düşüş gösteriyor. Bireysel kullanıma yönelik olan ve üst gelir grubunu hedefleyen orta boy yatlarda belirgin bir gerileme yaşanmıyor. Cruise için kullanılan ya da ancak çok zenginlerin tercih edebildiği 21 metre ile 100 metreye kadar megayatlarda ve 6-10 metre arasındaki çok küçük teknelerde daha fazla sipariş iptali olduğunu dile getiren Rode, şunları söyledi: “Krizi daha çok hisseden küçük boyutlu yatların hedef kitlesi alımdan vazgeçebiliyor. Buna karşın inovatif ürünler ve yeni tasarımlar ise çok başarılı oluyor.”

Doğuş Grubu ile faaliyet gösterdiği Türkiye’de tekne yapımcılığının hálá terzi işi yapıldığını ifade eden Rode, şöyle konuştu: “Türkiye’de üretimin sanayileşmesi konusunda sorunlar yaşanıyor. Ancak bizim tekne motoru satışlarımızın yüzde 15’i Türkiye’de gerçekleşiyor. Bu da ortağımız Doğuş’un iyi ve profesyonel çalışmasından kaynaklanıyor. Biz de özellikle Avrupa ve Türkiye’ye odaklanıyoruz.”

Otomotivden daha iyi durumdayız

Türkiye’de tekne satışlarının otomotiv kadar büyük bir olumsuzlukla karşılaşmadığını dile getiren VW&Scania Deniz motorları Genel Müdürü İlhami Eksin ise şöyle konuştu: “Krizden önce birçok üretici yüzde 100 kapasite ile çalışıp 3 ay sonrasına gün veriyordu. Ama krizde bazı sipariş iptalleri oldu. Biz de geçen sene Türkiye’de 70 adet Volkswagen, 70 adet de Scania sattık. Bu sene için de 110 adet satış hedefi koyduk.”

Mobilite sağlıyoruz uçak motoru da üretiriz

Volkswagen’in müşterilerine mobilite sunduğunu ifade eden Hans Rode grubun deniz motoru üretimine girişini de buna bağlıyor. Bu mobiliteyi sağlamak için belki bir gün uçak motoru da üretebileceklerini dile getiren Rode, “Porsche gözlük kullanımı nasıl markalaşmayla ilgiliyse bizim deniz motorlarımızın alımı da buna benziyor. Yolda Volkswagen kullanan her müşterimiz denizde de müşterimiz olma potansiyeli taşıyor” dedi.

HÜRRİYET

Yorumlar

Borsalarda İyimser Rüzgar Sürüyor

Dünya borsalarında iyimser hava sürüyor. İstanbul Borsası dünkü yüzde 2,13′lük yükselişin ardından bugün de artışla açıldı. Ulusal-100 Endeksi açılış seansını 178 puan artarak 25 bin 714 puandan geçti.

Uluslararası Para Fonu IMF, iyi yönetilen gelişmekte olan ülke ekonomileri için koşulları esnek bir kredi hattı kurduğunu açıkladı. Amerika’da dayanıklı mal siparişleri ve yeni konut satışları verilerinin beklenenden iyi gelmesi, piyasalara olumlu yansıdı.

New York Borsası’nda dün Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 1,17, teknoloji göstergesi Nasdaq ise yüzde 0,81′lik artış kaydetti. Asya borsalarında bugün (26.03.2009) yükselişler söz konusu.

Tokyo Borsası Nikkei Endeksi yüzde 1,84 oranında değer kazanırken Çin ve Hong Kong Borsaları’nda artış yüzde 3′ü aştı. Yurt içinde seçimlerin ardından IMF ile olası bir anlaşmaya dönük beklentiler devam ediyor.

Küresel krizin etkilerine karşı açıklanan yeni önlemler olumlu karşılanırken ilgili sektör hisseleri hareketlendi. İstanbul Borsası’nda hisse senetleri açılış dakikalarında ortalama yüzde 0,69 oranında değer kazandı.

Serbest piyasada Amerikan Doları güne 1 lira 65 kuruş, Avro ise 2 lira 24 kuruştan başladı.

Yorumlar

Hollanda Fatihi Türk Firması

Moonday Hollanda’yı fethederek dünya markası olmayı başarmış bir Türk firması. Haliç kıyılarında başlayan sevda bugün dünyanın birçok ülkesinde boy gösteren Moonday modelleriyle denizleri geziyor.

Moonday’in kökleri Ayvansaray’da. 1956 yılında Burak ve Boray İşcen’in dedeleri tarafından kurulan ve Ayvansaray’ın ilk denizcilik şirketlerinden olan Özgen Yatçılık, Moonday’in temelini oluşturuyor. O yıllarda malzeme sağlayıcısı olarak işe başlayan aile, 1986’da Tuzla’ya gelmiş ve 10 yıl sonra Boray İşcen’in atılımıyla tekne yapımı başlamış.

2004’te Şekerpınar fabrikasını açan şirket, bir süre sonra aile ortaklığını ayırmış. Bugün, Burak – Boray İşcen Aydınlı’daki tersanelerinde Moonday markasıyla emin adımlarla yoluna devam ediyor.

Moonday, Türkiye’de fazla bilinmese de, Hollanda’da markalaşmayı başarmış bir firma. Önce yurtiçi pazara hakim olup ardından yurtdışına açılmayı hedefleyen genel eğilimin aksine, Moonday önce yurtdışında başarılı olmuş, yeni yeni de Türkiye pazarına işler yapmaya başlamış. Boray İşcen, bu farklılığı basit bir nedene dayandırarak açıklıyor. “Bize ilk gelen müşteri yabancıydı. Biraz yol bizi oraya götürdü yani…”

Tabii hayat yaşarken sonradan ifade edildiği kadar basit değil. Boray İşcen de farkında zaten bunun. “Hollanda’ya yerleşebilmek için ciddi emek verdik. Şu anda Moonday markası Hollanda’nın en bilinen markaları arasındaysa, bunun sebebi başta verdiğimiz emek ve kaliteden hiçbir zaman ödün vermememiz. Gerekirse tekneyi bir hafta, on gün geçiktirdik ama bir hata varsa düzelttik. Sadece satmakla yetinmedik, sattıktan sonra servis imkanı da sunduk. İlk zamanlar bırakın para kazanmayı, sürekli para harcadık. Ama sonuçta bugüne geldik işte. O zamanlar harcadığımız emeğin karşılığını alıyoruz.”

Moonday’de her şey düzenli, her şey programlı. Mimar olan Burak İşcen tasarımlarla ilgilenirken, Boray İşcen satış ve pazarlama konusunda uzman. Ayrıca, iki kardeşin ağabey dediği, şirketin Ayvansaray yıllarını da görmüş olan Murat Devrez’i de unutmamak gerekir. Devrez, teknelerin üretim ve planlamasından sorumlu.

Burak İşcen’in müşterilerinin çoğunun birbirini tanıdığını söylemesi boşuna değil. Moonday, genel olarak tavsiye üzerine müşteri kazanan bir firma. Bu yüzden Moonday modellerini Avustralya, Amerika, İrlanda, İngiltere, Hollanda, hatta Brezilya’da gibi görmek mümkün. İlginç değil mi? Önce Hollandalı bir şirketin Türkiye’deki üreticisi olarak çalıştılar. 2004’te kendi markaları olan Moonday’i ürettiler. Üretimleri sürekli arttı ve sonunda bu sene Hollanda’da şirket açtılar. Şimdi birçok ülkede de distribütörlükleri, birçok denizde ürettikleri tekneler bulunuyor.

Yorumlar

Yapı Kredi yarışıyor destekliyor eğitiyor

Türkiye’de ilk defa gerçek anlamda müşteriye özel tekne kredisi veren banka olan Yapı Kredi, geçen yıl altıncısı düzenlenen “Cup’ışalım mı” adlı yat yarışlarına da sponsor oldu. İtalyan ortağımız UniCredit’in her sene geleneksel olarak İtalya’da düzenlediği 30 teknelik “one design” yat yarışlarına arkadaşlarımız katılıyor. Yarışa katılanlar ve yaklaşık 40 kulüp üyesi Yapı Kredi çalışanı, iki tekne ile önce yelken eğitimi alıyor, sonra da yat yarış antrenmanlarına başlıyor. Bu aşamada “Yapı Kredi Portföy” ile de Spor Kulübümüz aracılığıyla yelken sporu ve yat yarış ekiplerimize destek sağlıyoruz.

Desteklerinizin finansman boyutuyla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Yarış sponsorluklarının maliyetleri yarışa ve organizasyonun büyüklüğüne göre değişiyor. Biz yarış sponsorluğundan ziyade, yelken sporcusunun ve bu spora gönül veren yelken derneklerinin desteklenmesi ve gelişmesine katkı sağlanmasından yanayız. Geçen sene Yapı Kredi Spor Kulübü Derneği olarak hem derneğimizin hem de sponsorumuz Yapı Kredi Portföy’ün katkıları ile iki tekne kiraladık, sporcularımızın malzemelerini temin ettik ve yarışlara hazırlanmaları için antrenör, taktisyen ile anlaştık. Teknelerin tüm yelkenleri özel olarak yaptırıldı ve hemen hemen Marmara Bölgesi’ndeki tüm yarışlara Safinaz ve Keklik tekneleri ile Yapı Kredi Portföy sponsorluğunda katıldık.

Yapı Kredi’nin sponsorluk dışında aktif olarak da yelken sporuyla ilgilendiğini biliyoruz. Bu eğitim sadece üst düzey yöneticilere mi yoksa bankanızın çalışanlarına mı veriliyor?

Bu sporun birliktelik ruhu yaratmaya, bireysellikten uzak ortak karar alma ve takım çalışmasını en üst düzeyde tutar konumu, şirketlerin yat yarışlarına özel ilgi göstermelerine neden oldu. Bizim buradaki en büyük şansımız, spor kulübümüzün kurulması. Eylül 2007 yılında kurulan Yapı Kredi Spor Kulübü Derneği, “Yelken Şubesi”ni 2008 başında faaliyete geçirdi. Eğitim çalışmalarımız dernek aracılığı ile organize edildiği için tüm çalışanlarımıza açık. Belirli bir program dahilinde yetişkinler için temel ve ileri yelkencilik kursu ve yat yarış eğitimleri organize ediliyor. Eğitimleri İstanbul Yelken Kulübü ile birlikte İYK eğitim tesislerinde organize ediyoruz. Bizim Yapı Kredi Spor Kulübü Derneği olarak amacımız sadece çalışanlara değil, çalışanlarımızın eş ve çocuklarına da denizi ve denizciliği sevdirmek. Bu ay sonu itibarıyla yelken şubemizde yaklaşık 30 yelkenci çalışanımız ve eşleri yarışlara iştirak edebilecek düzeye gelecek. Mevcut yelken takımlarımızdaki sporcularımızla bu sayının 40’ı aşacağını söyleyebiliriz. Dernek olarak ayrıca çocuklar için de yaz aylarında bir “yelken okulu” açma projemiz var. Amacımız, çalışanlarımız ve yakınlarının çocuklarına, derneğimizin de katkıları ile denizi ve denizciği sevdirmek ve onların kurumsal yelken kulüplerinin “performans yelkenciliği eğitimleri”ne küçük yaştan itibaren iştirak etmelerine ön ayak olmak. Denize açılan bir kapımız olursa, Yapı Kredi Spor Kulübü Derneği olarak biz de bunu halka açık olarak gerçekleştirebiliriz.

Personele verilen yelken eğitim programının amacı nedir?

Yelken eğitim programının amacı, çalışanlarımıza takım olmanın önemini ve iş yaşamına etkisini vurgulamak. Takım olmanın iş yaşamınıza katkısı; strateji ve taktik oluşturma, her aşamada kontrol, hedefe en hızlı yoldan ulaşma, risk tercihi ve performans olarak özetlenebilir. Bizce takım olmanın en güzel örneklerini de yelken sporunda görebilirsiniz.

Son zamanlarda kurumsal şirketlerin, bir yarış ekibi kurarak yelken yarışlarına katıldığı görülüyor. Yapı Kredi’nin bu konuda projeleri var mı?

Artık yarış ekibi kurma projesinin ötesinde, bunu nasıl daha da geliştiririz doğrultusunda çalışmalar yapıyoruz. Yelken takımlarımızın artık daha büyük başarılara imza atmasını bekliyor ve banka olarak kulübümüze ve yelken takımımıza desteğimizi sürdürüyoruz. Dernek olarak Yelken Şubemizin federe olması konusunda çalışmalarımız devam ediyor.

Hedefimiz,  İzmir, Antalya gibi bölgelerde de derneğimizin şubelerini açarak, bu bölgelerde de faaliyet göstermek. Spor Kulübümüz Yelken Şubesi’nin bir yıllık geçmişi olmasına rağmen; 2008 yılında “Boğaziçi Kupası”nda IRC3 te birincilik, Türk Yelken Vakfi- Chivas Sailing Cup’ta IRC3’te ikincilik ve muhtelif yarışlarda dördüncülüklerimiz var.

Önümüzdeki yıllarda, Yapı Kredi Spor Kulübü Derneği Yelken Şubesi olarak, geleneksel hale gelmesini istediğimiz, uluslararası bir yarış organize etmeyi arzu ediyoruz. Bunun için İtalya’da yelken sporuna büyük destek veren ortağımız UniCredit ile de işbirliği yapmayı hedefliyoruz. Ayrıca koşullar elverir ve takvim de müsait olursa, her yıl düzenlenen “Koç Topluluğu Spor Şenlikleri” çerçevesinde bir “yat yarışı” organize etme düşüncemiz de bulunuyor.

Türkiye’de yelken sporuna yeterli ilginin gösterildiğini düşünüyor musunuz?

Ülke genelinde, yelken kulüpleri, yelken okulları ve marinalar arttıkça yelken sporunun, yatçılığın ve genel olarak amatör denizciliğin sorunları da daha çok tartışılır hale geldi.
Yelken sporunun maalesef Türkiye’de hak ettiği ilgiyi göremediğini düşünüyorum. Yelken özellikle yat yarışçılığı olarak, son yıllarda İstanbul kulüpleri dışında Anadolu kulüplerinin de artması ile popüler oldu. Bu sporu sadece yat yarışları olarak görmemeliyiz. Kamu yönetimlerinin de gelişen sektöre ayak uydurması gerekir. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede optimist ile yelkene başlayan çocuk sayısının azlığı son derece dikkat çekici.

Yelken kulüplerine gösterilmeyen destek ve teşvik ilerisi için ümitli olmamıza da engel oluyor. Bu spora gönül vermiş sponsorların yavaş yavaş kamu yönetimlerinin de desteği ile çocukların ve gençlerin yetişmesi ve desteklenmesi konusuna yönelmeleri gerekiyor.

Her türlü yelken yarışını izlemek de yarışmak kadar keyiflidir. Kısa sürede sponsorların da desteği ile yelkenin Türkiye’de hak ettiği noktaya gelmesini umuyorum.

Yorumlar

Kariyer Kulübü seminerleri yapıldı

İTÜ Denizcilik Fakültesi Kariyer Kulübü’nün düzenlediği Kariyer Seminerleri  fakültenin Tuzla yerleşkesinde 26 Şubat-23 Mart tarihleri arasında gerçekleştirildi.

4.Seminer olarak başlanılan bu yılın ilk semineri 26 Şubat 2009 tarihinde Güzelyalı ABB TURBOCHARGER binasında yapıldı. Mine Gül  KAHRAMAN, İbrahim BİNİCİ, Serkan SERBES  ve  Soner AYDIN’ın katılımlarıyla  gerçekleşen seminerde öğrenciler, ABB  T/C  Türkiye Distribütörlüğü’ne götürülerek gemilerde turbocharger seçimi, T/C  da meydana gelebilecek sorunlar ve bu sorunların çözümü ve T/C ın  verimli işletilmesi uygulamalı şekilde yapılarak çeşitli deneylerle görsel olarak bilgilendiler.

2 Mart 2009 tarihinde yine fakültedeki 5.Seminere Fransız Loyd’u BUREAU VERİTAS adına  okulun ’83 Makine mezunlarından Sinan Dedeköy  ve Hakan Öztop katıldı. Dedeköy ve Öztop, geleceğin kaptan ve başmühendislerine denizde ve karada karşılaşılabilecek denetlemelerdeki  yöntemlerin yanı sıra survey yöntemleri,klas ve armatör ilişkileri hakkında geniş çaplı bilgi vererek onların ileriye dönük düşüncelerini aydınlattı.

9 Mart 2009 tarihindeki Kariyer Seminerleri’nin 6.  konuğu ise ALFA LAVAL oldu. Alfa Laval adına seminere genç zabit adaylarını aydınlatmak için Sabri YAZGAN, Aytuğ AYDIN ve Verda GÜNER katıldı. Seminerde seperatörler hakkında geniş bilgi verilip, Alcap ayrıştırıcılarda görülen arızalar ve bunların verimli işletme yöntemleri anlatılarak genç zabit adaylarının bilgi birikimine katkıda bulunuldu.

Son olarak 7 Mart 2009 tarihinde ERTEK KİMYA adına seminere katılan Aziz Ziya ERDEN ve Burcu YILMAZ ise son zamanlarda büyük önem arz eden denizcilik kimyasının önemine değinip, kazan ve soğutma suyu kimyasalları ve ıslah yöntemleri hakkında bilgi vererek gemide yapılan kazan ve soğutma suyu  deneylerini  uygulamalı olarak gösterdi.

Yorumlar

GM Commerzbank’la Anlaştı

GM’in 3.3 milyar Euro sermaye elde etmek için Opel hisselerinin bir kısmını satacağı bildirildi. ABD hükümetinden bugüne kadar 13.4 milyar dolar yardım alan GM’in 16.6 milyar dolar ek yardıma ihtiyacı bulunuyor.

GM yardım için Almanya, İngiltere ve İspanya hükümetleri ile de görüşmelerini sürdürüyor. GM’in 3.3 milyar Euro bulamaması durumunda Opel’in Almanya’da operasyonlarını en fazla bu yıl ikinci çeyrek sonuna kadar sürdürebileceği söyleniyor.

HÜRRİYET

Yorumlar

« Önceki Yazılar