Nisan, 2009 için Arşiv

Lojistik sektörüne temiz enerji daveti

Tüm dünyada petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlarının sınırlı sayıda bulunması ve pahalanması, son yıllarda yenilenebilir enerjiyi öne çıkardı. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, 1999 temel alındığında dünya enerji ihtiyacı 2020’de % 60, 2050’de % 129 artacak. Alman global değişim danışma kurulu verilerine göre 2100 yılında yenilenebilir enerjinin dünya enerji gereksiniminin %90 ını karşılayacak bunun içinde güneş enerjisinin payı %70 ‘e varacak.

Yenilenebilir enerjiye yapılan yatırım konusunda lojistik sektöründe ilk adım TNT tarafından atıldı. TNT ‘nin karbondioksit üretmeyen ilk deposunu Hollanda’nın Veenendaal kentinde açmıştı. 300’den fazla güneş paneli ile gün boyunca ışığı toplayıp enerjiye dönüştüren yeşil depo ile TNT kendi enerjisini sürdürebilir yöntemlerle üretiyor.

Merk solar enerji genel müdürü ömer cihan karahan’a göre bu uygulamalar hem Türkiye’de hem dünyada giderek yaygınlaşacak ve tüm dünya bunu artık sadece daha temiz bir dünya yaratmak adına sosyal sorumluluk projesi olarak değil karlı bir yatırım olduğu için tercih edecek. Şu anki yasaya göre 500 KW’a kadar kurulum yapmak mümkün.

Yeşil depo çözümü ile lojistik depolar sadece depolama ve dağıtım merkezi değil, aynı zamanda enerji üretim tesisi olarak fonksiyon gösterebilecek. Lojistik derneği yönetim kurulu başkanı prof. dr. mehmet tanyaş konuyla ilgili görüş bildirerek lojistik firmaları enerji üretimini karlı bir yatırım olarak düşünebilir, depo ve tesis aydınlatmalarını da güneşten yararlanarak gerçekleştirerek elektrik giderlerini azaltabilirler. Bu hem bir sosyal sorumluluk hem de karlı bir yatırımdır.

Merk Solar Enerji Genel Müdürü Ömer Cihan Karahan da geniş alanlara yayılan lojistik depo ve dağıtım merkezleri güneş enerjisinden elektrik üreterek, elektrik giderlerini sıfırlamanın yanı sıra kısa vadede yüksek gelir elde edebilirler. Güneş panelleri piyasasında teknolojinin gelişmesiyle beraber panel fiyatlarındaki düşüş ile yatırım geri dönüşleri çok daha kısa vadelere indi. Merk Solar Enerji olarak sektöre özel ürettiğimiz projelerle lojistik sektörünü temiz enerjiye davet ediyoruz dedi.

Yeşil enerjiyle yakıt maliyeti azaltılabiliyor

Karahan lojistik ve TUZCUOĞLU evden eve nakliyat sektörüne özel projelerin sadece yeşil depo ve aydınlatma çözümleriyle sınırlı olmadığını, soğutma ünitelerine sahip yüksek düzeyde enerji harcayan treylerlere de özel projeler geliştirdiklerini belirtti.

Karahan treylerlerin harcadığı enerjiye göre laminant güneş panellerinin yerleştirilmesiyle, enerji ihtiyacının tamamının karşılanması mümkün olabiliyor. Böylece çekicinin benzin giderleri de en aza indiriliyor. Aydınlatma çözümleriyle depo, bina, tesislerin aydınlatmaları tamamen güneş enerjisinden yararlanılarak sağlanabiliyor.

Eğitimlerle bilgiyi paylaşıyor

Güneş enerjisinin gelecek değil, bugün olduğunu savunan Merk Solar Enerji, 18-19 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da konu hakkında bilgi almak isteyen herkese açık bir eğitim düzenleyecek. İstanbul Teknik Üniversitesi profesörleri işbirliğiyle düzenlenecek eğitimde sektördeki bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Yorumlar

Hyundai i20 Mayısta Piyasada

Hyundai’den yapılan yazılı açıklamada Hyundai’nin i30 ve i10′dan sonraki üçüncü ”i” serisi otomobili olan i20′nin ilk kez Ekim 2008′de yapılan Uluslararası İstanbul Auto Show 2008′de Türk tüketicisinin karşısına çıktığı bildirildi.

Hyundai’nin Almanya’daki Avrupa Tasarım Merkezi’nde tamamıyla Avrupalı tüketici için hazırlanan i20′nin özellikle büyük Hyundai logolu krom ön ızgarası gözyaşı formundaki ön farları, sportif görünümü, dikkat çekici profili ve C-sütununa kadar uzanan arka stoplarıyla dikkat çektiği belirtilen açıklamada, özellikleri şöyle anlatıldı:

Hyundai i20 Avrupa’da İspanya, İsveç ve Almanya gibi ülkelerde yapılan gelişim testleri sayesinde Avrupa pazarının koşullarına göre hazırlandı. Bu sayede sürüş konforu, yol tutuş, ses ve gürültü seviyeleri en iyi şekilde ayarlandı. Yeni tip kremayer direksiyon sistemi ile şehir içinde en iyi manevralar yapılabilirken yol tepkileri ve gerekli bilgiler de sürücüye en iyi şekilde iletilebiliyor.

Hyundai i20′nin kabini lüks ve kullanışlılığı en iyi şekilde birleştirirken fonksiyonelliği ve dış tasarımdaki sportifliğini içeriye taşıyor. 2525 mm’lik dingil mesafesi sayesinde iç mekanda daha kullanışlı ve konforlu bir yolculuk yapmak mümkün oluyor. Sunduğu yüksek donanımla ön plana çıkan i20′de klima güçlü bir müzik sistemi, yol bilgisayarı, elektrikli cam ve aynalar, gelişmiş güvenlik ekipmanları, yükseklik ve derinlik ayarlı direksiyon simidi, soğutmalı torpido, sayısız göz ve cep gibi gerekli tüm özellikler standart olarak bulunuyor.

Yorumlar

Kargonun ezberini bozduk lojistikte payımızı artırdık

Aras Holding bünyesinde faaliyet gösteren Fillo Kargo, krizi fırsata dönüştüren firmalardan. Anadolu’da talep daralınca, lojistik şirketlerine ara çözümler üreten kuruluş pazar payını katlar hale gelmiş.
2 tondan büyük ve tek bir noktadan diğerine giden ürünleri çok cazip ve esnek fiyatla taşıdıklarını kaydeden Aras Holding İcra Kurulu Başkanı (CEO) Yusuf Ziya Gündüz Lojistik şirketleri komple kamyon çıkararak müşterilerinin yükünü dağıtır.

Kriz, ortaya çıkıp Anadolu’da talep de daralınca; lojistik şirketlerine ara çözüm olarak bizim domestic grupaj dediğimiz parsiyel yükleri bekletmeden götürdüğümüz sistemi önerdik. Sistemi kargo ile komple kamyon arasında bir ürün olarak tanımlayabiliriz. 2 tondan büyük olan ve tek bir noktadan diğerine giden ürünlerde kargo fiyatından daha cazip, daha esnek bir fiyat sunuyoruz.

Türkiye içinde üç ton yükü Kars’a gönderecekseniz. Bunun için 12 tonluk bir kamyon mu kiralayacaksınız? Kamyon boş mu gidecek o kadar parayı havaya mı savurmuş olacaksınız? Dolayısıyla biz diyoruz ki müşterinin adresine gidecek kamyonumuz o üç tonu yükleyip alır. Kamyonda geri kalan 8 ton boşluğu nasıl değerlendirdiğimize gelince; işte orada grup olarak avantajımız giriyor sisteme. Bizim her gece İstanbul’dan Kars’a giden üç beş kamyonluk yükümüz olur.

Kamyondaki boşluğa diğer kargoları  dolduruyoruz. Kargo gönderileri İstanbul- Kars hattı boyunca gitmesi gereken adreslere ulaştırılmak üzere şubelere bırakılıyor. O üç ton da, müşterinin adrese teslim ediliyor. Böylece indir bindir yapmıyoruz. Ürünü zamanında ve hizmet kalitesinden ödün vermeden adresine teslim ediyoruz. Müşteriyle yine lojistik şirketleri muhatap oluyor. Bizim yaptığımız ise, onların müşterilerine taşeron hizmet vermek. Çok ilginçtir kriz patladı ve bir anda ürünümüze olan talep arttı. Üstelik bu talep lojistik şirketlerinden geldi diye konuştu.

Butik hizmet vermeyi seçtik

Biz her şey olmak istemiyoruz. Herkese her ürünü vermek durumunda değiliz. Daha butik ihtiyaçlara yönelik hizmet vermeyi seçtik diyen gündüz bunu nasıl gerçekleştirdiklerini de şöyle açıklıyor taşınması istenenler parsiyel askılılar zincir marketlere dağıtım zaman zaman özel yükler olabiliyor. Herkesin yaptığından daha farklı Türkiye’nin geleceğinde neler olabileceğini tespit etmeye çalıştık. Butik olalım herkesin yapmadığını yapalım niş pazarlar yaratalım mantığıyla düşünmeye başladık. Öyle baktığınız zaman da ortaya çok değişik şeyler çıkıyor.

Mesela, Arşiv Lojistiği şimdiye kadar kimsenin düşünmediği konsept. Şirketler muhafaza etmekle yükümlü oldukları dosya ve evrakları kendileri bir yer tutarak saklardı. Oysa artık dünyada bir lojistik şirketi know-how’uyla yazılımlarıyla apayrı bir teknoloji ve hizmet birimi haline geldi. İlerde ciddi bir sorun olan özellikle IT ekipmanlarında kullanılmış malzemelerin iadesi pazarına da girmek istiyoruz. Bu konularda ihtisaslaşmayı sürdürüyoruz.

Krizden fırsat çıktı

Hedef kitle kavramının günümüzde iyice esnediğine değinen Yusuf Ziya Gündüz, bu konuda da çarpıcı bir örnekle sözlerini pekiştirdi ve eskiden hiç lastik aklımıza gelmezdi çünkü lastik doğrudan komple kamyonla giderdi. Ama şimdi bir lastik üreticisi bayisine birkaç tane lastik göndermek zorunda. Sigara taşınması çok özellikli bir iştir.

Çalınma olasılığına karşın GPRS’i olan özel kamyonlarla taşınır. Genelde komple kamyon giderdi. Kriz oldu şimdi Anadolu’daki tali bayilere bir kutu göndermek için bizi seçiyorlar. Artık 10 ton yerine 2 ton mal sevk ediliyor. Her sektörün ihtiyacına cevap vermek bizim işimiz. Kriz nedeniyle şirketler depolarını kapatıyor, çünkü bunun belli bir maliyeti var.

Ama diğer yandan, malı her yere göndermek zorundalar. Bizim aktarmalarımız çok iyi. Biz o kargoyu aktarma merkezlerimizde bir süre tutabiliyoruz. Müşteri fabrikadan çıkmış ürünümü Ankara’da depolar. Ankara ve civarındaki dağıtımını da sen yap. Depoyu sen işlet. Askıları şöyle tut yada konya’daki bayime 10 gömlek, 20 pantolon gönder diyebiliyor. Bizim sistemde depoculukla taşımacılık aynı hizada yürüyor.

Yorumlar

Yeni Renault Megane Türkiye’de

Yeni Renault Megane Hatchback ve Coupe’nin basın deneme sürüşü ve araçların Türkiye pazarına sunulması dolayısıyla gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, araçlardaki değişimin temelde 4 unsurdan oluştuğunu belirterek bu unsurları,sportif çizgiler, aracın içindeki ergonominin üstün özelliklere sahip olması, bir üst gamdan aldığı donanımlar, üstün yol tutuşu şeklinde sıraladı.

Aybar araçlarda çevreye saygı duyan teknolojik motorların kullanıldığının ve Renault’un diğer bütün markalarda olduğu gibi çevreye duyarlığı, daha az karbondioksit salınımı ortaya koyacak motor tiplerinin kullanıldığının altını çizdi.

Her iki aracın da Renault’un çevre duyarlılığı normlarına uygun özelliklerde, Renault’un İspanya’daki ISO 14001 onaylı Palencia fabrikasında üretildiğini kaydeden Aybar, araçlarda kullanılan malzemenin yüzde 95′inin geri dönüşümlü malzemeden üretildiğini ve araçların içinde kullanılan plastik aksamın yüzde 12′lik kısmını oluşturan 22 kilogramlık bölümünün geri dönüşmüş malzemeden oluştuğunu anlattı.

Aybar, bütün bu özellikleriyle Yeni Megane serisinde 3 yıl-100 bin kilometre mekanik garanti uygulaması olacağını belirterek, Yeni Megane Hatchback’in fiyat aralığının 31 bin 250 lira ile 37 bin 950 lira arasında, Megane Coupe’in de 36 bin 750 lira ile 39 bin 950 lira olduğunu bildirdi.

İbrahim Aybar soruları yanıtlarken ÖTV indirimi olmasaydı da araçları 1 Mayıs’ta sunacaklarını vurgulayarak bütün meselenin tanıtımdaki ürün adedi olduğuna işaret etti.

Araçların fiyatlarını müşterilerin belirlediğini ifade eden Aybar bu araçların bulunacağı sınıf belli. Bu sınıfta başka rakipler var, o rakiplerin de fiyatları belli. Müşterilerin rakiplerde kabul ettiği fiyat skalası var. Bizim de bu skalanın içinde bulunmamız gerekiyordu. Bu anlamda da bir fedakarlık yapıldı. Markamızın pazarda bizleri güçlü kılmak için yaptığı fedakarlık diyebiliriz şeklinde konuştu.

Aybar, fiyat politikasının 2009 yılı pazar payında değişikliğe neden olup olmayacağının sorulması üzerine satışları yaparken markamızın ürünlerinin nasıl değişim geçirdiğini göstermek bunun da ortaya çıkacak olan nemasını almak üzere yapıyoruz. Elbette satış fiyatlarının bu şekilde belirleyerek karşılığında pazarda iyi bir penetrasyon bekliyoruz dedi.

ÖTV indirimi içerisinde satabilecekleri 1.000 otomobil bulunduğunu, bundan sonrası için Türkiye’nin pazar şartlarına bakacaklarını söyleyen Aybar imaj konusunda yoğun çalışmalarının değişim sloganıyla başladığına dikkati çekerek bu ürünlerimiz bize imaj konusunda çok büyük katkı yapacak. Buna ben inanıyorum. Önümüzdeki aylarda bu büyük sıçramayı bizde göreceksiniz. İmaj konusunda önemli atılımlar yapma kararı aldık. Bu değişimi de bu araçlarla lanse ediyoruz şeklinde konuştu.

Renault Mais Genel Müdürü Aybar, pazar liderliğine ilişkin bir soru üzerine şunları kaydetti:

Biz 11 yıldır binek otomobilde lideriz. Bunu bırakmaya da hiç niyetimiz yok. Yıl sonu geldiğinde, 2008 sonu, en az stok seviyesiyle yakalanan 3 markadan biriyiz. Öyle olunca birden faaliyet başladığı zaman kısa kalma imkanınız var.

Neticede ona göre finansman durumunu idare edebiliyorsan bir yandan da kısa kalabilirsin. Yalnız çok büyük bir şansımız ürünlerimizin fabrikası Oyak Renault Bursa Fabrikamız bize hemen esnek çözümler üretebilir durumda devreye girdi. ÖTV süresi içerisinde bunun avantajını maksimum düzeyde kullanmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Nisan sonu mayıs sonu rakamlarıyla bunu aktarabileceğimizi düşünüyorum.

Aybar 2 Mayıs’ta tek versiyon olarak pazara sunulacak Laguna Coupe’nin 38 bin avrodan başlayan anahtar teslim fiyatlarla satılacağını bildirdi.

Otomobiller ile hatchback sınıfında C sınıfında çığır açacağımızı ve Renault’un haklı konumunu kolaylıkla alacağını düşünüyoruz görüşünü dile getiren Aybar megane serisinin başarısını yıl sonunda konuşuyor olacağız bizi izlemeye devam edin dedi.

Renault Satış ve Şebeke Müdürü Merih Tüzün ÖTV indirimi sürecinde 1.000 araç getirileceğini hatırlatarak Daha fazlasını arzu ederdik ama Avrupa’da da pazarlar canlandı. Şimdilik bu kadar bulduğumuzla yetiniyoruz. Sadece biz değil bu süreçteki bütün aktörler aynı sıkıntıyı yaşıyorlar. Aslında ilk planlamamız bunun altındaydı dolayısıyla ÖTV’nin indirilmesi sürecinde yine de bir miktar anlayış gördük ve bu rakama çıkabildik şeklinde konuştu.

ÖTV indirimi olmasaydı araçlar yine bu dönemde piyasaya çıkacak mıydı? sorusuna Tüzün çıkacaktı ama adetler bunlar olmayacaktı hiç kuşkusuz. Fransa’dan bu anlamda rahatlıkla olumlu yaklaşım gördüğümüzü ama yeterince olmadığını söyleyebilirim. Bu nitelikteki otomobil bu fiyatlarla çok daha fazla talep görecektir ama biz ne yazık ki bu adetlerle kısıtlıyız karşılığını verdi.

Yorumlar

Kamyon üzdü otoda güldük

Mercedes benz’in üst şirketi daimler’in başkanı dieter zetsche dünya genelindeki kamyon talep azlığından olumsuz etkilendik. Fakat mümkün olan en kısa sürede yeniden daha iyi açılım için çare bulmaya çalışıyoruz dedi. Ağır vasıtadaki daralma sebebiyle 700 civarında çalışanı ile yollarını ayırmak zorunda kalan şirket ÖTV indiriminden sonra artan otomobil satışları ile moral buldu.

ÖTV indiriminden sonra otobüs ve otomobil satışlarında artışlar olduğunu belirten zetsche hükümetin getirdiği ÖTV indiriminden faydalanmaya çalışıyoruz. Bu konuda biz özellikle C sınıfında yararlandık. bilgisini verdi. Alt orta sınıf otomobiller, C sınıfı olarak adlandırılıyor. Türkiye’de satışlarda en çok ilgiyi bu tür araçlar görüyor.

Daimler AG Başkanı Dieter Zetsche Çin’in Şanghay şehrinde 13. kez kapılarını ziyaretçilere açan Uluslararası Oto Fuarı’nda Cihan’ın sorularını cevaplandırdı. Açık konuşmak gerekirse dünyayı vuran bu kriz bizim onlarca yıldır gördüğümüz en çetin kriz sektör de Türkiye de bundan haliyle etkilendi diyen zetsche kriz yüzünden dünya genelinde otomotiv sektöründe büyük bir daralma yaşandığını aynı zamanda Türkiye’de de satışlarının azaldığını söyledi.

Daimler’in başkanı sektör içinde de en fazla düşüşün kamyon satışlarında görüldüğünü söyledi. Aksaray’da kamyon üreten ve 2 bin 500 kişiye iş sağlayan Mercedes-Benz Türk kriz yüzünden üretimini 2 güne kadar indirmiş ve başta emekliliği gelenler olmak üzere 700 kişiyi işten çıkarmıştı.

Dolayısıyla şehirde bu markaya üretim yapan 5′i büyük çaplı 20 firmanın da üretimlerini durdurduğu kaydedilmişti.

Yorumlar

3.520.000 sonuçta evden eve nakliyat :)

Yanlış duymadınız evet evden eve nakliyat için Google‘de bu kadar arama sonuçları çıkmaktadır. Peki neden bu kadar çok önemli bu kelime, nedenini siz değerli müşterilerimiz bilgilendirmek için bu yazıyı hazırladık. Çayınızı, kahvenizi alın ve geriye doğru rahat bir şekilde koltuğunuzda oturun. Bizi ve bizim yazılarımızı takip edelim.

Düşünün yaz aylarında neden hareketli olur bu sektör nedenise buyrun; Bir devlet görevlisi yada bir kiracı ev eşyalarını taşıtmak için ya dışarda sokak köşelerinden bekliyen nakliyatcılar ile anlaşırlar yada internetten girip evden eve nakliyat, evden eve nakliye, nakliyat, TUZCUOĞLU evden eve nakliyat
gibi terimler yazarak nakliyat firmalarına daha çabuk ulaşırlar.

Bu demek oluyor ki sadece İstanbul ilimizi düşünürsek bu kelimenin neden böyle kıymetli olduğunu anlarız. Bu konuda bilinçsiz ve tecrübesi bir çok nakliyat firması vardir. Kimleri bu işi komisyonculuk kimileri ise aracı veya evden eve nakliyat kelimesinde site çıkartarak sitesine ücretli bir ton reklam alırlar. İşte böylesi siteler bu piyasada kan ağlatırlar.

Bu konuda hep gerçek evden eve nakliyat firmaları kaybeder böylesi insanlar sayesinde. Evini taşıyan insanlara buradan seslenmek istiyoruz. K1, K2, K3 ve taşıma belgesi olmayan nereden geldiği, nereye gittiği uyduruktan, buyduruktan olan nakliyat sitelerine dikkatlice söz atınız.

Bizde bu sorunları düşünerekten, evden eve nakliyat konusunda en iyi bilgiyi, evden eve nakliyat piyasında olup biten haberleri, ekonomi, otomotiv ve lojistik haberler konusunda kullanıcılarımızı ve nakliyat işi yaptıracak olan değerli ve saygı değer müşterilerimizi bilinçlendirmek adına evturnakliyat.com çatı altında TUZCUOĞLU evden eve nakliyat blogunu kurarak evden eve nakliyat bilgisinin en üst seviyede karşılık beklemeden, maddi karşılık beklemeden bilgiye ihtiyaç olan ve hep kandırılan siz değerli müşterilerimiz için gerçekleri anlatmaya karar verdik.

Türkiye‘de evden eve nakliyat taşımacılığı en iyi şekilde bu işi kendine benimsemiş olan TUZCUOĞLU evden eve nakliyat firması olarak lütfen ev taşıma konusunda şeçim yaparken dikatli olun. Eşyalarınız ve can güvenliğiniz tehlikeli bir sorun teşkil etmesin.

Yıllardan beri bu sektör içinde kendine güvenen elemanları ile olsun, evden eve nakliyat taşımacılığı konusunda yarattığı mükemmel kalitesi ile kendi adinda 1 numara olmuş olan firmamız her zaman bir telefon kadar siz değerli müşterilerimize çok yakın.

Sizlere az buçukda olsa bilgilendirdik ise ne mutlu bize TUZCUOĞLU evden eve nakliyat ailesi olarak hayırlı taşıma günleri dileriz.

Yorumlar

UND’den Brüksel çıkarması

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND)  Türkiye ekonomisi ve özellikle taşımacılık sektörü için  yarattığı zararla giderek kangrene dönen taşıma kotaları sorununu avrupa’lı yetkililere ilk ağızdan anlatıyor. AB ülkelerinin Türk evden eve nakliyatcilarını engellemek için uyguladığı kota sorununu aşmak için kotasız avrupa eylem Planını uygulamaya koyan UND ilk yurtdışı etkinliğini AB’nin başkenti olan Brüksel’de gerçekleştirdi.

23 Nisan 2009  tarihinde yapılan bilgilendirme toplantısına UND Başkanı Tamer Dinçşahin, İcra Kurulu Başkanı Mine Kaya UND AB Danışmanı Can Baydarol’un yanı sıra tam kadro katılan UND yöneticileri AB yetkililerine sektör temsilcilerine ve Avrupa medyasına kota uygulamasının yanlışlığını anlattılar.

UND-TÜSİAD işbirliği ile  gerçekleştirilen toplantıya gerek AB kurumlarından gerekse üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda temsilci katıldı.

TÜSİAD’ın Brüksel Temsilciliği’nde gerçekleştirilen toplantıda konuşan UND İcra Kurulu Başkanı Mine Kaya, Aslında geçiş belgesi kısıtlamaları sadece araçlara getirilmiş kısıtlamalar değildir ama bu kotalar engellenen araçların taşıdıkları miktarda malın, kota uygulayan ülkelere girişini de kısıtlamaktadır” dedi.

Türkiye’nin, AB’nin en büyük yedinci ticaret ortağı olduğuna dikkat çeken Mine Kaya, 2008 yılında 132 milyar dolara ulaşan ihracatının yüzde 50’sinin AB ülkelerine gittiğini ithalatının da yaklaşık yüzde 50’sinin AB ülkelerinden geldiğini kaydederek şunları söyledi:

Buna karşın 27 AB ülkesinden 24’ü tarafından ülkemiz evden eve nakliyatcılarına uygulanan taşıma kotaları mevcut ticaretin gereklerini karşılamakta yetersiz kalmaktadır.

Kotaların yetersizliği karşılıklı sipariş iptallerine uzun sınır beklemelerine uzun taşıma mesafeleri ve yakıt sarfiyatına dolayısıyla maliyetlerin artmasına yol açıyor. Bir başka deyişle Türk araçlarına 10.000’lik kota uygulayan bir AB ülkesi kendi sınırlarına mal girişini 200.000 ton ile sınırlandırmış olmaktadır.

Türkiye’de yatırımı bulunan ve kendi ülkelerine ya da diğer AB  ülkelerine yönelik ihracat  gerçekleştiren toplam 11.626 adet AB sermayeli (üretici) firma bulunduğunu da söyleyen Mine Kaya bu firmaların yılda 2.1 milyar dolarlık ihracatını karayoluyla AB’ye gönderdiğine dikkat çekerek bu durumda taşınması engellenen mallar çoğunlukla AB menşeli üreticilerin malları haksız rekabetten olumsuz etkilenen işletmeler de bu ifadeden de anlaşılacağı şekilde AB üreticisi ve tüketicisidir.

Dolayısıyla nakliyecilerimize uygulanan kotaların yarattığı ek maliyetleri AB’deki tüketicilerin de ödediği unutulmamalıdır diye konuştu.

UND AB Danışmanı Can Baydarol da AB ülkeleri tarafından uygulanan taşıma kotasının kısıtlamalarının Türkiye-AB Ortaklık ve Gümrük Birliği ilişkisine ve uluslararası ticarete aykırı olduğunu ve Türkiye’de üretim yapan  AB’li yatırımcıların da sorunu olduğunu vurguladı.

Baydarol avrupalı işadamlarının türk işadamlarıyla çıkarlarının ortak olduğunu artık fark etmesi gerikiyor. Kendileri de zarar çekmemek için kota sorunuyla gümrük birliğine sahip çıkması gerekmektedir dedi.

UND tarafından hazırlatılan ve kotaların haksızlığını vurgulayan kısa filmin de gösterildiği etkinliğe, UND adına Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Dinçşahin, İcra Kurulu Başkanı mine Kaya, AB Danışmanı Can Baydarol ve İcra Kurulu Üyesi Evren Bingöl’ün yanı sıra, AB Komisyonu adına Hermione Calvocoressi, Stefan Madeja, Seyhan Sarıca ve Frank Hoffmeister, AB Genişleme Genel Müdürlüğü Türkiye Takımı adına François Naucodie ve Miltiades Economides, Avrupa Parlamentosu’ndan Jakov Devcic, Sabrina Behr, Jana Mayfarth ve Diana Gierstorfer, Alman Parlamentosu AB Temsilcisi Julia Borries, Hannah Müler, İngiltere AB Temsilcisi Jan SöltenfuB, Belçika Dışişleri Bakanlığı’ndan Bénédicte Andries, Türkiye’nin AB Daimi Temsilci Yardımcısı Tevfik Mengü, Ticaret Müşavirleri Levent Tunçgezen, Nilüfer Canan Dora, Cengiz Aydın ve Burak Soranlar, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği IRU’nun AB Temsilciliği adına Sosyal ve Mali İşler Sorumlusu Damian Viccars, AB Daimi Temsilcisi Michael Nielsen ve AB İrtibat Sorumlusu Ben Reichert, CHP AB Temsilcisi Kader Sevinç, İKV Brüksel Temsilciliği adına Haluk Nuray ve Ahmet Burak Bilgin gibi isimler katıldı.

Gümrük Birliği Anlaşması’na göre taraf ülkelerin mallarının serbestçe dolaşımı hedeflenirken bugün gelinen noktada AB, Türk TIR’larına geçiş belgesi kotası engeli yaratarak türk mallarının serbest dolaşımını engelliyor. Ancak AB ülkelerinin malları ise herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadan türkiye’de serbestçe satılabiliyor.

Uluslararası nakliyeciler derneği 2001 yılından bu yana her türlü platformda bu haksızlığı vurguluyor. 2008 yılını kotasız avrupa eylem yılı olarak ilan ederek türkiye’nin gümrük birliği’nin yadsınamaz bir parçası olduğunu 27 AB ülkesine anlatma konusunda hedefler belirledi.  Haksızlığın brüksel’de anlatılması da bu etkinliklerin ilkini oluşturuyor.

Yorumlar

Konteyner hacimlerinde azalma sürüyor

Çin’in en iyi 10 limanı arasında bulunan 3 limanında yaşanan önemsiz miktar artışları dışında dünyanın çeşitli limanlarındaki konteyner akışlarının düşmeye devam ettiği bildirildi.

Çin

Çin’in hacim bakımında en büyük limanı olan Shanghai’de Ocak – Mart 2009 döneminde 5.61 milyon TEU’luk konteynerin elleçlendiği geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında miktarda yüzde 15 azalma görüldüğü kaydedildi.

Shenzhen için aynı verinin yüzde 21 azalma ile 3.88 milyon TEU olduğu Guagngzhou’da ise yüzde 24 düşüşle 2.15 milyon TEU düzeyinde gerçekleştiği belirtildi.

Ayrıca, Ningbo-Zhoushan, Xiamen, Dalian ve Lianyungang limanları konteyner akışlarında da yüzde 2 – 190 arasında değişen düşüşler yaşandığına dair rapor verildi.

Bunlara rağmen Çin’in Qingdao, Tianjin ve Yingkou’dan oluşan 3 limanında ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 – 9 arasında değişen artışlar görüldüğü ifade edildi.

ABD

ABD’ye gelindiğinde durumun farkılık göstermediği, Los Angeles Limanı’nda bu yılın Ocak – Mart döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17’lik bir gerileme ile ancak 1.53 milyon TEU’luk konteynerin elleçlendiği dile getirildi.

Avrupa

Avrupa’da Hollanda’nın Rotterdam Limanı’nda bu yılın ilk çeyreğinde, konteyner elleçleme miktarının yüzde 16 düşerek 2.25 milyon TEU’da kaldığı bildirildi.

Ayrıca Antwerp’ün yüzde 16.3 inerek 2.07 milyon TE’udan 1.74 milyon TEU’ya gerilediği belirtilidi. Dış basından aldığımız bilgilere göre Antwerp Limanı CEO’su Eddy Bruyninckx 2009 yılı konteyner elleçleme hacimlerinde toplamda yüzde 20’lik düşüş görülebileceğini dile getiriyor.

Rotterdam Limanı CEO’su Hans Smits ise bu yılki hacimlerin yüzde 6 – 10 arasında düşüş sergileyeceği tahmininde bulunuyor.

Yorumlar

Küresel Krizin Ticarette Daralması ve Lojistik Sektörüne Etkileri

Küresel ekonomideki dalgalanmalar nedeniyle 2008 yılı gibi, 2009 yılı da nakliyeci açısından zor geçecek gibi görünüyor. Kuyruklar, sınır geçişlerinde yaşanan sıkıntılar, geçiş belgesinin tükendiği dönemlerde sınır kapılarındaki beklemeler ve güzergahlarda mecburi değişiklikler gibi taşımacıların yaşadıkları sıkıntılar günden güne artmaya devam etmektedir.

Küresel krizin hem hedef pazarlarda hem de ülke içindeki olumsuz etkileri sonucunda daralan ticaret hacminin ve azalan siparişlerin yol açacağı kapasite fazlasının, küresel lojistik sektöründe olduğu gibi, ülkemizin evden eve nakliyat lojistik sektöründe de yoğun bir konsolidasyon sürecinin başlamasına yol açması öngörülüyor.

Mevcut koşullarda sektörde konsolidasyonun ve şirket birleşmeleriyle güç birliği oluşturma arayışlarının yoğunlaşması yabancı yatırımcının gelecek vaat eden Türk lojistik sektörüne yakın ilgisi sonucunda da bazı yerel şirketlerin yabancılar tarafından satın alınması yakın gelecekte belirgin bir eğilim olarak öngörülüyor.

Balnak Lojistik ile Rus Alfa Grubu arasında kurulan stratejik ortaklık ve İzmir Lojisik’i bünyesine katması; Barsan Global Lojistik ve Ekol Lojistik, Ceva Lojistik’in Varan Kargo’yu bünyesine katması, Karınca’nın KWE adlı Japon şirketiyle stratejik işbirliği çeşitli lojistik firmalarımızın yabancı yatırım fonlarıyla yapılan görüşmeler lojistik sektöründe yakın gelecekte yeni ortaklıklar ve satın almaların gerçekleşeceğinin işaretini vermekte.

Yaşanacak konsolidasyon süreci beraberinde büyük olasılıkla Avrupa ağırlıklı olmak üzere diğer bölgelerde de olduğu gibi küçük ölçekli firmaların büyük ölçekli lojistik firmalarınca satın alınması ve sektörde 20-30 civarında büyük şirketin en büyük paya sahip olduğu bir yapının oluşmasını getirecektir.

%15 ortalama yıllık büyüme oranıyla ve potansiyeliyle çok sayıda uluslararası oyuncunun (şirket ve yatırım fonu) yoğun ilgisini çeken Türk lojistik sektöründe halen 300’e yakın yabancı sermayeli firma faaliyet göstermekte ve bu da yabancı yatırımcıların %20 civarında bir paya sahip olduğunu göstermektedir.

Bu küresel lojistik şirketlerinden UPS ve DHL gibi bazıları Türkiye’de yerel yan kuruluşları aracılığıyla varlık gösterirken çoğu sektörü daha yakından tanımak amacıyla yerli şirketlerle ortaklıklar kurmayı tercih etmektedir.

TNT gibi bazıları ise nihayetinde bu ortaklıkları satın alarak Türkiye üzerinden diğer bölgelere açılım sağlamaya yönelmekte.

Öte yandan üretim firmalarının verimliliği arttırma amacıyla dış kaynak kullanımına daha fazla yönelmesi sonucunda salt nakliyeci statüsünden depolama, ambalajlama vb. katma değerli hizmetleri de sunabilecek kapasitede entegre lojistik hizmet sağlayıcılığına geçmeleri zorunlu hale gelen sektör firmalarımızın günümüzde rekabetçi olmanın bir şartı ya da unsuru haline gelen tedarik zinciri yönetimine de yönelmeleri elzem olacaktır.

Dolayısıyla sektörde 3 PL tabir edilen entegre lojistik hizmet sağlayıcıları lehine bir konsolidasyon öngörülmektedir.

Yorumlar

Otomotivde endişeler sürüyor

Ali Koç ancak üretiminin yüzde 75’ini ihraç ettiği dış pazarlara bağımlı olan otomotiv sektöründe 2009 yılı için endişeler devam etmektedir. Ekonominin gidişatına göre ülkemizin ihracat lokomotifi olan otomotiv sektörü yakından takip edilmeli gerekiyorsa bu tip iç piyasa destek uygulamalarının devamı düşünülmelidir dedi.

Ali Koç Gaziantep’te Ford Otomotiv’in Gaziantep bayisi Doğanlar A.Ş’nin yapımı tamamlanan 3S Plazanın açılış törenine katıldı. Koç ülke ekonomisinin zorlu bir dönemden geçtiğini belirtti. Koç tüketici güveninde ciddi azalma dolayısı ile tüketim harcamalarında daralma yaşandığını bundan dolayı da talebin hemen hemen her sektörde ciddi oranda daralmasının tetiklendiği bir dönemden geçildiğini vurguladı.

Ford Otosan’ın son 7 yıldaki atılımlarıyla ve iç piyasadaki satış başarısıyla 4 milyar dolara yaklaşan ihracatıyla Türkiye otomotiv sektöründe en ön sırada yer aldığına dikkati çeken Ali Koç şöyle konuştu: Kocaeli fabrikamızda ürettiğimiz Transit Connect aracımızı Avrupa pazarlarından sonra otomotivin anavatanı Kuzey Amerika’ya ihracatına önümüzdeki ay başlayacağız.

Bu ülkemizin araç geliştirme ve üretim kabiliyetleri konusunda geldiği seviyeyi vurgulamak açısından son derece önemlidir. Ford Otosan da Türkiye otomotivde Amerika kıtasına araç ihraç eden ve aynı zamanda 5 kıtaya birden ihracat yapan ilk ve tek Türk otomotiv firması olarak da unvanlarına unvan katacaktır.

Yorumlar

« Önceki Yazılar