Aralık, 2009 için Arşiv

Dologh sektör zor bir süreçten geçiyor

Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Geza Dologh, İzmir’de elleçleme yapılan toplam konteyner sayısında iyileşme yaşanmasını beklediklerini söyledi.

DTO İzmir Şubesi, yılın son meclis toplantısını şube binasında gerçekleştirdi. Toplantının açılışında sektörün 2009 yılı değerlendirmesini yapan Dologh, 2009 öncesi dönemde altın dönemini yaşayan sektörün, krizin etkisiyle önemli daralmalar yaşadığını, İzmir’de de elleçlenen yük rakamlarında önemli bir gerileme yaşandığını bildirdi. Kasım ayı itibarıyla İzmir Limanı’nda elleçlenen konteyner sayısında geçen yıla göre yüzde 14 azalma görüldüğünü belirten Dologh, ”Elleçlenen yük azalmasına rağmen limana gelen gemi sayısı 194′den 215′e yükseldi. Küresel ölçekte mal ticaretinin düşmesiyle daha küçük boyutlu gemiler ön plana çıktı. Sektör şu anda çok zor bir süreçten geçiyor” dedi.

Uluslararası açıdan referans oluşturan BDI endeksinin 2008 yılı eylül ayında 11 bin iken 2009 yılı başında 600′e düştüğünü, şu anda ise 3 bin 5 düzeyinde olduğunu ifade eden dologh yük bulamadığı için bağlanmak zorunda olan gemi sayısının 572 olarak açıklandığını, işsiz konteyner gemisi sayısının Ocak ayında artacağını, nisan ayından itibaren ise bir iyileşme yaşanmasını beklediklerini kaydetti.

Dologh 2010 yılının 2009 yılına göre çok daha iyi bir yıl olacağını varsaydıklarını yeni yılda izmir limanı özelleştirmesinin tamamlanmasını umut ettiklerini dile getirdi. Toplantıda izmir liman işletmesi müdürlüğü tarafından alsancak limanında yürütülen konteyner içi yükleme hizmetinin liman dışına alınması çalışması gündeme geldi. Dologh Türkiye’de İzmir dışında hiçbir limanda bu işlemin liman içinde yapılmadığını, TCDD Genel Müdürlüğü’nün kabul etmesi durumunda İzmir’de kent içi trafiği rahatlatacak bir düzenleme yapılacağını söyledi.

Kimi meclis üyeleri ise konteyner içi yükleme hizmetinin liman dışında yapılmasının kent içi trafiğine bir etkisinin olmayacağını savundu. Meclis toplantısında ayrıca izmir körfezinde denize düşen vatandaşların boğulmasının engellenmesi ve sudan çıkarılabilmesi amacıyla kıyı şeridindeki belli noktalara merdiven monte edilmesi ya da can kurtarma halatı takılması konusunda izmir büyükşehir belediyesine öneride bulunulmasına karar verildi.

Yorumlar

En yalin haliyle lojistik

Her fırsatta son dönemde lojistiğin değer ve önemini bir kat daha arttırdığını vurguluyor; bu anlamda da hem hizmeti sağlayanlar ; hem de hizmeti alanlar açısından sürekli olarak yeni fırsatlar ve yeni arayışların doğduğunu da belirtmeden edemiyoruz.

Kavram olarak nedir Lojistik; veya diğer bir adıyla Tedarik Zinciri Yönetimi..

Bu konuda kitapları karıştırdığımızda; karşımıza Yunanca�dan türemiş �Logistikos� kelimesi çıkmaktadır ve bu da hesap yapma bilimi manasını taşımaktadır.Günümüze taşığımızda ise; bu kelime tüm organizasyon ve buna bağlı kaynakları en etkili ve uyumlu şekilde hareket ettirebilme becerisi olarak yorumlanmakta; ve satın almadan, nakliyeye; gümrüklemeden depolamaya ; envanter yönetiminden, üretime malzeme aktarmasına varıncaya kadar; üretim ve satışın dışında kalan neredeyse tüm süreçleri kapsar hale gelmiştir.İşte bu yönden baktığımızda; rekabet koşullarının alabildiğine yoğunlaştığı bu dönemde tüm firmaların Tedarik Zinciri Yönetimini etkin, verimli ve asgari maliyetle gerçekleştiriyor olma ihtiyaçları pazarda kalıcı olabilme adına belkide en başta gelen öncelikleri halini almıştır.Diğer taraftan da belirttiğimiz hususlarda avantajı yakalayabilmenin kolay olmadığı; işlerin konusunda uzmanlaşmış ve ihtisaslaşmış lojistik firmalarına outsource edilmesinin daha doğru olduğu firmalar tarafından daha yoğun anlaşılmaya ve benimsenmeye başlanmıştır. Bu da son yıllarda lojistik firmalarının nitelik ve niceliklerinde ciddi artışlar olduğu sonucunu ortaya çıkartmıştır.

Ülkemizde de lojistik pazarının İstikrarlı büyüdüğünü söylemek mümkündür.Ülkemiz ekonomik ve sosyal refaha kavuştukça; bulunduğu konum itibarıyla yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından daha fazla tercih edilen bir ülke konumuna gelecektir.Bu da elbetteki lojistik altyapısının da gelişmesini mecbur kılacak ve bu alana yönelik yatırımları da arttıracaktır.Şu anda böyle bir sürecin içerisinde olduğumuzu düşünüyorum.Sektörün öncü kuruluşlarından olan Ekol Lojistik A.Ş.de halen Yürütme Kurulu Üyesi olarak; sektörün de içinden gelen bir kişi kimliğimle ülkemizin yabancı lojistik firmalarının da ciddi manada ilgisini çeker hale geldiğini vurgulamak isterim.

Bunun bir kaç nedeni var elbette.Öncelikli olarak bir ülkeye yabancı sermaye gelmesini sağlayıcı etkilerin neler olduğunu incelemekte yarar görüyorum.Bu açıdan ele aldığımızda; en başta gelen faktörün hiç kuşku yok ki, ekonomik ve siyasi istikrarın olduğunu görürüz.Nitekim uzun vadeli istikrar yabancı sermayenin ülkemize akması için en önemli gerekçe olsa gerek. Bunun yanı sıra; işgücünün çok pahalı olmaması ve yanı sıra elektrik, hammadde gibi girdilerin bir çok ülkeye nispeten daha ucuz olabilmesi, yabancı sermayeli yatırımcıyı cezbedecektir. Lojistiği aslında tek başına düşünmek çok doğru olmayacaktır; diğer sektörlerin ve sanayinin canlılığı lojistiği tetikleyecek; kaliteli bir lojistik hizmet de şüpesiz diğer iş alanlarını tetikleyecektir.Ülkemiz şu anda böyle bir sürece girmiş bulunmaktadır; kaldı ki lojistik alanında da çokuluslu deneyimli şirketlerin bu pazarda yer alması rekabet ve kendimizi geliştirme açısından hepimize bir şeyler katacaktır.

Son yıllarda lojistik pazarında da kendi içinde bir büyüme olduğunu gözlemliyoruz. Bunun nedenlerini araştırdığımızda; ilk sırada yukarıda da bahsetmeye çalıştığım gibi, ekonominin istikrarına bağlı olarak pazardaki genişleme ve firmaların büyümesi; diğeri ise; lojistik firmalarının her geçen gün süreçlerin yönetiminde daha etkin yer alabilmesi ve firmaların dış kaynak kullanım ihtiyaçlarını daha fazla oranda lojistik firmalarına kaydırıyor olması gelmektedir.Dolayısı ile lojistik pazarının hızla büyüyor olması da kaçınılmaz bir hal almaktadır.

Bir diğer bakış açısı da ekonomik kriz olan ekonomilerde ve ülkelerde lojistiğin ve outsourcing�in (dış kaynak kullanımı) daha hızlı gelişiyor olması gerçeğidir.Ekonomik krizin ve darboğazın yaşandığı ülkelerde hiç şüphe yok ki firmaların tasarruf arayışlarına ve kaynakları etkin kullanmaya yönelik olarak daha hızlı bir arayışa girme dönemleri olmaktadır.İşlerin yolunda olduğu sürece hiç şüphesiz kaynakların etkin kullanımı yada tasarruf etme arayışları firmaların öncelikleri arasında yer almamaktadır.Ancak kriz dönemleri tüm firmaların içlerine dönüp maliyetlerini analiz ettiği, ve neyi yaparak tasarrufta bulunur ve aynı verimliliği sağlarızı araştırdığı dönemlerdir.İşte bu dönemlerde firmalar; gerçekte maliyetlerinin çok önemli bir bölümünü Tedarik Zinciri Yönetimi�ndeki halkaların oluşturduğunu ve burada nasıl bir tasarruf yapılabileceğini daha derinlemesine etüt etmeye başlıyorlar. Dünyada her alanda ihtisaslaşmanın öne çıkarak; herkesin işini daha iyi yapmaya çalıştığı bir dönemde de doğal olarak böylesine önemli bir süreç hatta süreçlerin uzmanları yani lojistik firmaları tarafından üstlenilmesi de kaçınılmaz hale gelmektedir.İşte bu durumda teknolojiyi de beraberinde iyi kullanabilen lojistik firmalarının önünü açmaktadır.

Gelişen Türkiye�de maliyetlerin belki de en önemli girdilerini oluşturan Tedarik Zinciri yönetimideki halkaların outsource edilme talebi, lojistik pazarını büyütecek; bu durum da elbette doğal olarak lojistik firmalarına olan ihtiyacı arttıracaktır.Ancak yazımı her zaman olduğu gibi bir mesajla bitirmek istiyorum.Ne olur herkes bildiği işi yapsın ve ne olur; daha önceleri özellikle tekstil sektöründe yaptığımız gibi; dükkanlarımızı işyerlerimizi kapatarak sadece gelecek var düşüncesi ile hiç deneyimimizin olmadığı bu sektöre girmeyi planlamayalım. Nitekim; lojistik ve tedarik zinciri yönetiminde yer alan her bir halka ciddi bir uzmanlık ve deneyim gerektirmekte olup; ancak bu işe ciddi bir emek ve yatırım yapanlarca sektör geliştirilebilir ve ülkemize daha yararlı olur kanaatindeyim.

Yorumlar

Mermerler otomotivde atama

Muhittin kora çalışma hayatına 1985 yılında renault oyak oytaş oyak holdingde atölye şefi olarak başladı. Kora daha sonra ppel / GM genoto otomotivde Türkiye servisler müdürü hyundai assan otomotiv’de türkiye servisler müdürü, ford otokoç otomotivde servis müdürü, hattat tarım makinalarında hema endüstri bölge satış müdürü olarak çalıştı.

Kora son olarak tümosan traktörleri albayraklarda bölge satış müdürlüğü görevini yürütüyordu. Yıldız teknik üniversitesi makine mühendisliği mezunu olan muhittin kora istanbul üniversitesi işletme fakültesinde yüksek lisans yaptı.

Yorumlar

Nakliyecilerin derdi işsizlik

Zamanlarının büyük bölümünü kooperatif sosyal tesislerinde domino oynayarak geçiren kamyoncular ve yanlarında çalıştırdıkları şoförler işsizliğin had safhaya geldiğini, borçlarını ödeyemez durumda olduklarını iş çıkar ümidiyle kooperatif sosyal tesislerinde beklediklerini belirttiler.

Silifke nakliyeciler kooperatifi başkanı sadettin turgut kamyoncuların iş bulabilmeleri için seka limanının kırobası, karaman yolunun ve organize sanayi bölgesinin önemine dikkat çekerek sekanın yük taşıma limanı marinaya dönüştürülmek isteniyor. Bu kamyoncu esnafını ve ona bağlı birçok esnafı etkileyecek. Seka limanına gelen giden tüm yükü silifkeli kamyoncular taşıyor. Böylelikle bir girdi elde etmeye çalışıyorlar.

Kamyoncular için büyük çözüm noktalarından birisinin de krobası, karaman yolunun karayolları ağına alınıp asfaltlanması olduğunu belirten turgut kırobasında ve çevresinde bir çok limon ve elma depoları yapıldı fakat karamana bağlanan yol yapılmadığı için burası etkin olarak kullanılmıyor.

Yolun yapılıp asfaltlanması ile ürgüpe giden tüm limoncular mesafe ve zaman kaybını kısaltmak için kırobasına gelecektir. Böylelikle çevre esnafı ve köylülerin olduğu kadar bizim kamyoncularımızda bundan yararlanacaktır. Silifke açısından da büyük önem kazanan organize sanayi bölgesindeki çalışmaların hızlandırılıp alt yapısının tamamlanması gerektiğini değinen turgut şunları söyledi.

Silifke dünyaca ünlü mermeri ile afyonkarahisarı geride bırakmaya çalışıyor. Mermerciler OSB’deki çalışmaların biran önce bitirilmesi bekliyor. OSB’deki işlerin tamamlanması ile farklı fabrika ve iş kolları açılacaktır. Buraya gelen hammadde ve işlenen işlerin taşımasını da silifkeli kamyoncular yapacaktır. OSB böylelikle hem kamyoncuların hem de İlçemizde bulunan işsizlerimizin çaresi ve ekmek kapısı olacaktır.

Kooperatife üye kamyoncuların şuan mermer, narenciye, sebze ve mersin limanından nakliye yaptıklarını belirten turgut kamyoncuların kazanması demek, tamirci esnafının, marketin, bakkalın yani silifkeye hizmet veren en küçük bir işletmenin bile kazanması demektir.

Yorumlar

Kamyonetlerde yetki belgesi şartı

Kara ulaştırması genel müdür yardımcısı mehmet nesip kemaloğlu hafif ticari araçlarla (kamyonetlere) yapılan taşımacılık faaliyetlerinde 1 Ocak 2010′dan itibaren yetki belgesi aranacağını, bu kapsamda sisteme toplam 214 bin 212 aracın daha sözleşmeli/kiralık olarak kaydedilmesinin mümkün olduğunu bildirdi.

Kemaloğlu karayolu taşıma yönetmeliğinde uluslararası ve yurt içi eşya taşımacılığı/lojistik ve kargo işletmeciliği konusunda faaliyet yetkisi veren ”C2, L1, L2, M1, M2, M3, N1 ve N2” yetki belgeleri ile tarifeli/tarifesiz yolcu taşımacılığı faaliyet yetkisi veren ”B1, B2, D1 ve D2” yetki belgelerine şahsa ait taşıtlar ve sözleşmeli taşıtların kaydedilebileceğini belirtti.

Karayolu taşımacılık mevzuatı kapsamındaki yetki belgelerine toplam 824 bin 173 aracın kaydedildiğini bildiren kemaloğlu bunların 769 bin 921’sinin şahsa ait, 54 bin 252’sinin sözleşmeli/kiralık olduğunu kaydetti. Kemaloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

Sisteme toplam 214 bin 212 aracın daha sözleşmeli/kiralık olarak kaydedilmesi mümkün. 2003 yılından beri yürütülen yeni karayolu taşımacılık politikalarının en önemli hedefleri olarak bireysel taşımacılık yerine kurumsal taşımacılık, lojistik faaliyetlerin geliştirilmesi, araç yönünden arz/talep dengesinin ve mali yeterlilik şartının sağlanması belirlendi. Buna göre bireysel ticari taşımacılık yapanlara verilen K1, esas faaliyeti taşımacılık olmayan ancak yürüttüğü faaliyete ilişkin kendi nam ve hesabına yurt içinde eşya taşımacılığı faaliyetinde bulunanlara verilen K2, ev/büro eşyası taşıyanlara verilen K3 yetki belgelerine sözleşmeli/kiralık taşıt kaydedilmiyor.

Mehmet nesip kemaloğlu yönetmeliğe göre gerçek kişiler adına kayıtlı hususi araçların belge alımından muaf olduğuna işaret ederek kuralların bugün şikayet konusu edilmesinin, hafif ticari araçlara verilen yetki belgesiz faaliyette bulunma süresinin, 31 Aralık 2009′da sona ermesinden kaynaklandığını söylendi.

1 Ocak 2010′dan itibaren hafif ticari araçlarla yapılan taşımacılık faaliyetleri için de yetki belgesi aranacağını, bu durumda olanlar için yetki belgesi ücretinin gelecek yıl boyunca yüzde 93 indirimli olacağını bildiren Kemaloğlu, yetki belgelerinin bu yıl alınması durumunda yüzde 94 oranında indirim yapılacakken, bu oranın gelecek yıl yüzde 93′e düşeceğini kaydetti.

Uygulamanın karayolu taşıma yönetmeliğinin yayımlandığı 25 Şubat 2004′ten bugüne kadar yürürlükte olduğunu hatırlatan kemaloğlu yetki belgesi bulunmayan araçlara yaklaşık 2 bin TL ceza kesileceğini de sözlerine ekledi.

Yorumlar

Audi yatırıma odaklanacak

Avrupa’nın en büyük otomotiv şirketi volkswagene bağlı audi şirketi dünya çapında müşteri sayısını ve piyasa payını artırmak amacıyla 2012 yılı sonuna kadar fabrikaların yenilenmesi yeni ürünler ve teknoloji araştırmaları için 7,3 milyar avro yatırım yapacağını açıkladı.

Ingolstadt merkezli şirketin 34 olan model sayısını 2015 yılına kadar 42′ye çıkarmayı planladığı belirtilen açıklamada 5,9 milyar avroluk yatırımın yeni ürünler ve gelecekteki teknolojilere ayrılacağı kaydedildi.

Şirketin 3,8 milyar avro tutarındaki yatırımı Almanya’da Ingolstadt ve Neckarsulm fabrikalarına yapacağı bildirildi.

Ingolstadtdaki fabrikaya, yeni şanzıman ve emisyon merkezi ile A1 modelinin üretimi dahil 2,5 milyon avro, A6, A7 ve A8 modellerinin üretimi için ise Neckarsulm’daki fabrikaya 1,3 milyar avro yatırım yapılacağı belirtildi.

Yorumlar

Nakliyat depolama hizmeti

Evden eve nakliyat sektöründe yıllardır hizmet veren firmamız 1996 yılından beri depolama hizmetinide müşterilerine sunmaktadır. Eşyalarınız oldukça güvenli binalarımızda bulunur. Bu binalar sandığınız binalar kadar değildir. Daha dayanıklı ve doğal afetlere karşı korumalı yapılmaktadır. Bu depolarımıza kesinlikle su baskını vs. olmaz.

Bu nedenle eşyalarınız bizdeyken rahatlıkla uyuyabilirsiniz. Firmamız tuzcuoğlu nakliyat bu tür oluşabilecek sorunları önceden belirlemiş ve önlemlerini almıştır. Evden eve nakliyat firması olarak olarak depolama hizmetimizi gölbaşı, balgat, dikmen gibi İstanbulun ilçelerindeki depolarımızda yapmaktayız. Ayrıca eşyalarınızı bize emanet ettikten sonra dilediğiniz bir günde gelip görebilirsiniz.

Ayrıca depolarımıza eşyalarınızı bıraktıktan sonra dilediğiniz bir gün gelip bir eşyanızı alabilirsiniz. Eşyalarınız depolarımızda uzun zamanca kalabilir. Bu bir sene ya da iki sene hiç farketmez.

Yorumlar

Otomotiv ihracatı 3 yıl geriye gitti

Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) verilerine göre, 2008 yılını 22 milyar 959 milyon dolar ihracatla kapatan sektör, 2009 yılının 11 aylık döneminde 13 milyar 904 milyon dolar ihracata ulaşabildi.

Sektör, aralık ayı ile birlikte iyimser tahminle ihracatta 16 milyar doları yakalasa bile, bu yıl 7 milyar dolarlık (2003 yılı otomotiv ihracatı) ihracat kaybı olacağı tahmin ediliyor.

1991 yılının eylül-aralık döneminde 163 milyon 753 bin dolar olan otomotiv ihracatı, 1993 yılı dışında her yıl, bir önceki yıla göre artış gösterdi.

İhracatta, kriz yıllarına kadar istikrarsız bir artış trendi izleyen sektör, asıl çıkışını ve istikrarı 2001 krizinde yakaladı. Bu tarihte, dış pazarlara ağırlık verilerek bir önceki yıldan 1 milyar 228 milyon dolar daha fazla ihracat yapıldı, 2003′ten itibaren ise ihracat artışı 2 milyar doların üzerinde seviyelere oturdu, hatta 2004′te bir önceki yıla göre 3 milyar 514 milyon dolarlık artış sağlandı.

Bu tarihten itibaren yıllar itibariyle 2-2,5 milyar dolar civarında ihracat artışları kaydedilirken, 2007′de 2006′ya göre 5 milyar 22 milyon dolarlık rekor artış elde edildi.

Sektör, 2008 yılındaki 22 milyar 959 milyon dolarlık ihracat ile tarihi rekorunu kırarken, aynı yılın son çeyreğinde baş gösteren küresel ekonomik kriz ve dünya pazarlarındaki daralma yüzünden, ihracattaki artış trendi 2009′da ilk kez sert bir düşüşle eksiye döndü.

Bu yüzden 2009 yılının 11 aylık döneminde ihracat, 13 milyar 904 milyon dolara ulaşabildi. Bu dönemde aylık bazda 1-1,5 milyar dolar aralığında gerçekleşen ihracatın aralık ayında 2 milyar dolar olarak gerçekleşeceği düşünülse bile sektörün, 16 milyar doları zor bulacağı tahmin ediliyor.

Bu durumda, sektörün 2008 yılına göre yaşayacağı 7 milyar dolar civarındaki ihracat kaybı, 2003 yılının tamamındaki 7 milyar 191 milyon dolarlık otomotiv ihracatına eşit.

Yorumlar

İkinci el makinelere ithal izni

Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM), hem yerli üreticiyi korumak hem de sanayicinin yatırımını kolaylaştırmak için, ikinci el, kullanılmış,yenileştirilmiş makina ithalatında “reform” sayılabilecek yeni bir düzenlemeye gitti.

Türkiye’de hiç üretimi olmayan kullanılmış makinaların izin alınmadan ithal edilmesine imkan sağlanırken, Türkiye’de üretilen makinaların ithalatına ise üreticilere sorulduktan sonra, kayda değer bir üretim ve itiraz olmaması halinde izin verilecek. İthalat kullanım ve kapasite şartına bağlanırken, kullanılmış makine ticaretinin önüne de geçilmiş oldu. Ayrıca, ithal edilen kullanılmış makinanın kurulmasından sonra denetlenmesi mekanizması da getirildi.

DTM’nin 1 Ocak 2010′da yürürlüğe girmek üzere Resmi Gazete’nin 18 Aralık 2009 tarihli sayısında yayımlanan Kullanılmış veya Yenileştirilmiş Olarak İthal Edilebilecek Bazı Maddelere İlişkin Tebliğ ile kullanılmış makineler 2 listede toplandı.

İlk listede, Türkiye’de üretimi olmayan makineler yer alırken, bunların ithalatına, İthalat Rejimi çerçevesinde doğrudan gümrükler tarafından izin verilebilecek. Ayrıca DTM’den herhangi bir izin alınmayacak. Türkiye’de üretimi
olmayan uçak, gemi gibi malların ithalatında ise sadece ilgili kurumlardan uygunluk yazısı aranacak. Sivil hava taşıtları ve sivil hava taşıtlarında kullanılmaya mahsus eşyalar Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden, aralarında bazı yolcu ve gezinti gemilerinin de bulunduğu deniz taşıtları da Denizcilik Müsteşarlığı’ndan uygunluk belgesi alınarak ithal edilebilecek.

İZİN ALINMADAN İTHAL EDİLECEK

Türkiye’de üretimi olan makinaların kullanmışının ithalatında ise yeni bir “çoklu denetim” sistemi getirildi. Türkiye’de üretimi olan kullanılmış veya yenileştirilmiş makinaların ithalatında, DTM İthalat Genel Müdürlüğü’nden alınacak izin belgesi aranacak.

Ancak, ithal edilecek makinanın değeri, tebliğde belirtilen birim CIF kıymetinden daha fazla birim CIF kıymete (diğer yurt dışı giderler kalemi hariç) sahip ise bu makinalar, yine izin alınmadan ithal edilebilecek.

AA munabirinin edindiği bilgiye göre, tebliğde, yurt içinde üretimi olan makinaların kullanılması için yüzde 60 taban CIF değer belirlendi. İthal edilmek istenen makina bu değerin üzerindeyse izin alınmadan ithal edilebilecek.

Yetkililer, genellikle 3 yıla kadar makinaların CİF değerinin, yeni makinanın değerinin yüzde 60′ı kadar olduğuna işaret ederek, böylece 3 yaşına kadar kullanılmış makinaların teşvik edilmiş olduğunu belirtti.

Yeni makinaların fiyatının yüksek olması nedeniyle sanayicinin yeni makinalar ile yatırım yapmak yerine bazen kullanılmış makina ithal etmek durumunda kaldığını anlatan yetkililer, böylece yenisinin değerinin yüzde 60′ına kadar olan değerde, yeni sayılabilecek makinaların izinsiz ithal edilmesine imkan sağlandığını vurguladılar.

Yeni makinanın fiyatının yüzde 60′ından daha düşük değerdeki kullanılmış makinaların ithalatında ise izin mekanizması işleyecek. Söz gelimi, yenisinin fiyatının yüzde 30, 40, 50’si kadar değer belirtilenler izin alınarak ithal edilebilecek. Makinanın eskidikçe değerinin çok düştüğüne dikkat çekiliyor.

KULLANILMIŞ MAKİNA TİCARETİ ÖNLENECEK

Yeni tebliğde ayrıca kullanılmış makina ticaretini önleyecek düzenlemeler de yer aldı. Türkiye’de üretimi bulunan, kullanılmış veya yenileştirilmiş eşya, bir beyannamede en fazla 10 adet ve 50 kg (her iki şartı birden sağlayarak) veya daha az miktarda ithal edilmesi durumunda, CIF kıymetine bakılmaksızın izinsiz ithal edilebilecek.

İthalat izni, Dış Ticarette Standardizasyon mevzuatı ve diğer mevzuat kapsamında alınması gereken belgelerin yerine geçmeyecek ve ilgili mevzuattan kaynaklanan yükümlülükler yerine getirilecek.

Türkiye’de üretilen makinaların kullanılmışının ithalatı için izin başvuruları DTM’ye elektronik ortamdan yapılacak. Başvuru sırasında, DTM’nin “http://ith7.dtm.gov.tr” genel ağ adresinden ulaşılan elektronik başvuru formu usulüne uygun olarak doldurulacak. Formun yazıcıdan alınan bir çıktısı ve diğer belgeler, imzalı ve kaşeli olarak İthalat Genel Müdürlüğü’ne gönderilecek.

Usulüne uygun olarak yapılan başvurular, genel müdürlükçe değerlendirilerek sonuçlandırılacak. Değerlendirmede eşyanın iç piyasadan tedarik şartları, ekonomik ömrü, verimliliği gibi etkenler göz önüne alınacak.

Yetkililer, başvuru formunda, kullanılmış makina ile ilgili, üretim ve teknik özelliklerinin detaylı olarak isteneceğini ve bu bilgilerin, sanayi ve ticaret odaları, imalatçı dernekleri aracılığı ile üretici firmalara da iletileceğini söyledi.

Başvurunun değerlendirmesi sırasında, yerli üreticilerden gelecek görüşler ve itirazlar da dikkate alınacak. Eğer, yatırımcı makinayı yurt içinden sağlamakta güçlük çekiyorsa, fiyatı yüksekse veya makinayı sağlaması uzun zaman alacaksa ithalat izni verilecek.

Bu değerlendirmelerin 10-15 günde yapılacağını vurgulayan yetkililer, “Yerli üreticiden gelecek ciddi, kayda değer itirazlar dikkate alınacak. İtiraz eden firmanın kapasitesine, üretimine, makinanın aynı nitelikte olup olmadığına bakacağız. Kayda değer olmayan, ciddi veriler içermeyen itirazları dikkate almak mümkün değil. Hem yerli üreticiyi koruyacağız hem de yatırımcının yatırımı kolaylaştıracağız” dedi.

Başvurularda yer alan bilgilerin doğruluğuna ilişkin ve ithal eşya ile ilgili incelemeleri yapmaya veya yaptırmaya DTM yetkili olacak. Başvuruda sunulan bilgi ve belgelerde tutarsızlık olduğu durumlarda, söz konusu tutarsızlık başvuru sahibi tarafından giderilinceye kadar talep sonuçlandırılmayacak.

İzin belgeleri 4 ay geçerli olacak ve üçüncü kişilere devredilemeyecek.

Tebliğ ile kullanılmış makina ithalatına izin açısından miktar sınırlaması da konduğuna işaret eden yetkililer, “Türkiye’de üretimi bulunan, kullanılmış veya yenileştirilmiş eşya, bir beyannamede 10 adet ve 50 kg (her iki şartı birden sağlayarak) daha fazla miktarda ithal edilmesi durumunda izne tabi olacak. O zaman, ithalatçıdan kapasite raporu isteyeceğiz. Ne kadar makinaya ihtiyacı var bakacağız. Ayrıca, eğer makinayı ithal edip satacaksa, satış sözleşmesini ve satın alacak yatırımcının kapasite raporunu isteyeceğiz. Kullanılmış makina ticareti önlenecek” diye konuştu.

İTHALATTAN SONRA 1 AY İÇİNDE BİLGİ VERİLECEK

İzin belgesi kapsamındaki eşyaya ilişkin belgeler (İzin Belgesinin aslı, ayrıca ithalat gerçekleştirilmiş ise ithal faturasının bir örneği), izin belgesinin geçerlilik süresinin bitiminden itibaren 30 gün içerisinde belge sahibi tarafından DTM İthalat Genel Müdürlüğü’ne iletilecek. Bu belgeleri süresi içinde genel müdürlüğe teslim etmeyen ithalatçının yeni izin belgesi talepleri söz konusu eksik belgeler tamamlanana kadar değerlendirmeye alınmayacak.

İthalatçıdan ayrıca, “Tebliğ çerçevesinde, DTM tarafından verilen izin belgesi kapsamında ithal edilmiş olan eşyanın, tebliğ kapsamında yapılacak ya da yaptırılacak denetimler için kurulduğu adreste bulunduğunu” beyan eden bir taahhütname alınacak.

DTM, ithal edilen kullanılmış makinanın, söz verildiği gibi beyan edilen tesiste kurulu olup olmadığını denetleyebilecek. Yetkililer, bu denetimin, riskli guruplar değerlendirilerek örnekleme yöntemine göre yapılacağını belirtti.

Yorumlar

2009 yatırım için şanssız yıldı

Fransız otomotiv devi renaultun bursada 25 milyon euroluk yatırımla kurduğu ve geçtiğimiz mart ayında üretime geçen renault trucks kamyon fabrikasında beklenen üretim kapasitesine ulaşılamadı. Türkiye ve ihracatın yapılacağı pazarlarda talebin azalması nedeniyle projelendirilen üretimin yapılamadığını belirten renault trucks türkiye genel müdürü dominique pollien dünya genelinde nakliye sektörünün daralması nedeniyle kamyon satışlarının azaldığını söyledi.

Ekonomideki küçülmenin önce nakliye ardından kamyon sektörüne yansıdığını belirten pollien 2009′un üretime başlamak için şanssız bir yıl olduğunu ve kötü geçtiğini ancak 2010′da az da olsa toparlanma beklediklerini söyledi. Sektördeki daralmanın renault trucks kamyon fabrikasında derinden hissedildiğini kaydeden pollien kamyonların sadece türkiye değil ortadoğu ve doğu avrupa ülkelerine de gönderilmesi hedefiyle fabrika kurduk.

2009 üretime başlamak için şanssız bir yıl oldu. İtiraf edelim başta projelendirilen üretim rakamını yakalayamadık. Planlanan adetlere ulaşmak mümkün olmadı. Dünya genelinde kamyon stokları erimiş durumda. Geçen yıldan bu yana bütün ülkeler ve markalar stoğu tüketti.

Yorumlar

« Önceki Yazılar