Şubat, 2010 için Arşiv

Oto ihracına park yetişmiyor

Bursa’daki otomotiv fabrikaları, yurt dışı siparişlere yetişmeye çalışıyor. İhraç edilmek üzere üretilen otomobilleri koyacak park yeri bulamayan fabrikalar, yeni yer arayışını sürdürüyor. Daha önce kriz nedeniyle üretilen araçlarını satamayan fabrikalar, şimdi ise ihracatın artması sonucu yurt dışına gönderilecek araçları bekletecek park bulmakta zorluk çekiyor.

Fabrikaların 2008 yılında yapılan 24 milyar 700 milyon dolar otomotiv ihracatının ardından geçen yıl 16 milyar 800 milyon dolara gerileyen ihracatı, eski parlak günlerine dönmeye hazırlanıyor. Otomotiv fabrikalarının parklarında bir süre bekleyen otomobiller, daha sonra Gemlik Limanı’ndan ihraç ediliyor.

Uludağ Taşıt Araçları İhracatçı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Sünneli, otomobil ihracatında sevindiren gelişmeler olduğunu, ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44′lük artış gerçekleştirdiğini söyledi. Yılın ilk ayında 1 milyar 270 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini belirten Sünneli, “Otomotiv ihracatı yüz güldürüyor” dedi.

Ferit Sünneli, Nisan ayından itibaren her şeyin daha net ortaya çıkacağını kaydetti. Sünneli, “Karamsar değiliz. Artışlar olumlu sinyaller olduğunu gösteriyor. Otomotiv sektöründe olumlu gelişmeler yaşanıyor. Özellikle ihracatımızın büyük kısmının yapıldığı AB pazarında geçen yıl büyük sıkıntılar yaşanmış ve önlemler alınmıştı. İç pazar canlandırılmıştı. Bu tip önlemler krizde memnuniyet verici, olumlu ve moralimizi düzelten gelişmeler” diye konuştu.

Otomotiv sektörünün en önemli ihracat kalemlerinden, geçen yıl 6.1 milyar dolarlık binek otomobili, 2.3 milyar dolarlık eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, 1.1 milyar dolarlık otobüs, midibüs ve minibüs ihracatı yapıldı. Otomotiv ihracatı yapılan ülkeler arasında da Fransa, İtalya, Almanya, Birleşik Krallık, Birleşik Devletler, Belçika, Malta, İspanya, Slovenya öne çıkıyor.

Yorumlar

Lojistik köyde kamulaştırma bitti

Doğu Akdeniz’in toplama limanı olma yolundaki Mersin, lojistik yatırımlarını sürdürüyor. Mersin Lojistik Platformu tarafından çalışmaları sürdürülen Lojistik Organize İhtisas Bölgesi’nin yanı sıra TCDD tarafından yapımı devam eden Yenice Lojistik Köy’de de önemli adımlar atılarak kamulaştırma çalışmalarında sona yaklaşıldı.

Yaklaşık 385 bin metrekare tutarındaki alan için kamu payı hariç olmak üzere 12 Ocak’ta 13 milyar 280 milyon TL kamulaştırma bedelinin yatırıldığını açıklayan TCDD 6. Bölge Müdürü Hasan Tahsin Köprülü, “Bundan sonra arazi üzerindeki çalışmaların başlatılması ve 2010 yılı içinde konu ile ilgili yatırım planlamasının yapılması bekleniyor” dedi.

Tarsus’un Yenice beldesinde kurulacak lojistik köyden başlangıçta yılda 1 milyon tonluk yük taşıması beklediklerini kaydeden Köprülü, bu miktarın yıllara göre giderek artış göstererek yaklaşık 10 yıl içinde yılda 2-3 milyon tona kadar çıkmasını beklediklerini söyledi. Bu süre zarfında lojistik köyün tamamen devreye gireceğini dile getiren Köprülü, “TCDD’nin halen yürütmekte olduğu mevcut yolların standardına getirilmesi çalışmaları ile bazı parkurlara yeni demiryolları yapılması sonrasında Yenice Lojistik Köyü üzerinden TCDD’nin taşıyacağı yük miktarının artmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Mersin’in Doğu Akdeniz’in toplama limanı olduğuna dikkat çeken Köprülü, Mersin Limanı’na yüksek kapasiteli bir demiryolu hattıyla bağlanmış Yenice Lojistik Köyü’nün kentin en büyük kapasiteli arka bahçesi olacağını dile getirdi. Bu yatırımla Mersin Limanı’nın en uzak hinterlandlarına kadar ulaşmayı hedeflediklerini kaydeden Köprülü, “Bu çerçevede, Mersin Limanının hinterlandı eskiden olduğu gibi ülke sınırlarının dışına uzanacak, Ortadoğu ve Orta Asya varışlı taleplere de hitap edebilecektir” diye konuştu. TCDD’nin lojistik köyde yük taşımacılığı ile tüm hizmetleri en iyi şekilde verebilmek, müşterilerin idari, teknik, sosyal tüm ihtiyaçlarını karşılayabilmek hedefinde olduklarını vurgulayan Köprülü, yükleri belirli merkezlerde toplamak suretiyle taşımaların kalitesini artırarak müşteri memnuniyetini azami seviyeye çıkarmak istediklerini söyledi.

TCDD olarak konteynır taşımacılığını teşvik etmeye çalıştıklarını vurgulayan Köprülü, konteynırın her taşıma moduna uygun ambalaj türü olduğunu ifade etti. Taşıma aracı değişse de konteynır ile eşyanın farklılaşmadan ulaşacağı yere teslim edildiğini anlatan Köprülü, “Tüm dünyanın kullandığı taşıma sistemi bu. Biz de konteynırlaşmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Taşımada en düşük maliyetin denizyolu taşımacılığına ait olduğunu, ardından demiryollarının geldiğini kaydeden Köprülü, böylece Mersin’de güçlü bir deniz ve demiryolu taşıması oluşturup iki taşıma modunun entegre bir yapıya dönüştürülerek gücün daha da artırılacağına işaret etti. Demiryolu taşıması yapan şirketlerin vagon yetersizliğini gündeme getirdiğini ifade eden Köprülü, “TCDD’ye ait 16 bin yük vagonu bulunmakta ve bunun yaklaşık 2 bin 500′ü özel sektör vagonudur. Sektörler artık liberalleşti. Şu anda herhangi bir özel sektör firması TCDD’nin teknik standartlarına uyarak TCDD’nin demiryollarında ticari demiryolu işletmeciliği yapabiliyor” diye konuştu.

Gümrüklü kapalı ambar da planlanıyor

Yenice’de oluşturulacak lojistik köyün, 384 dönümlük hacmi ile bölgeye yönelik taşıma hacminin tamamını karşılayacağına inandığını anlatan Köprülü, köyde, blok tren mesafesine uygun asgari 550 metrelik uzunlukta yükleme-boşaltma yolları ve yüksek rampalar bulunacağını, açık sahalara ilave olarak 10 bin metrekare ebadında bir adet de gümrüklü kapalı ambar planlandığını kaydetti.

Yükleme-boşaltma yolları içinde; normal eşyaların dışında tehlikeli eşya için, dökme katı eşya ve otomobil taşımaları için de elleçleme ve stok alanları planlandığını bildiren Köprülü, yükleme-boşaltma yollarına hitap eden hizmenin bulunduğu yola bir adet elektronik kantar, ana hattın üzerine de bir adet dinamik kantar kurulacağını açıkladı. “Loko Bakım Deposunun yolları tren setlerinin uzunluğuna uygun olup, lokomotiflerimiz köydeki diğer faaliyetlerden etkilenmeden, buraya en az manevra ile girip-çıkabilecek” diyen Köprülü, köy içinde ofis ve bankalara otopark ve yeşil alanlar gibi diğer tesislere yer verileceğini bildirdi.

Firmalar köy yakınında yapılaşıyor

TCDD 6. Bölge Müdürü Hasan Tahsin Köprülü, lojistik köyün yakın çevresinde demiryolu merkezli lojistik işi yapan firmaların yapılaşmaya başladığını belirterek, yatırımın devreye girmesiyle birlikte Yenice’nin giderek büyüyen bir lojistik üs durumuna gelmesini beklediklerini söyledi. Köyde genel yükleme, boşaltma alanları ile açık ve kapalı ambarlama sahaları bulunacağına da değinen Köprülü, ayrıca konteynır terminalleri, forwarder ve acente tesisleri, sosyal ve idari tesisler, petrol istasyonları, araç bakım-onarım tesisleri, PTT, lokantalar, otel, sağlık tesisleri ve ibadet yerleri gibi genel hizmet tesislerinin de yer alacağını kaydetti. Avrupa’da 60′ın üzerinde lojistik köy bulunduğunu ve yaklaşık 2 bin 400 adet taşıma işletmecisinin bu köylerden yararlandığını anlatan Köprülü, bu tür köylerin bölgelerinin rekabet gücünü artırdığını, istihdamın gelişmesine katkı sağladığını söyledi.

Yorumlar

Hatalı sürücüye göz açtırılmıyor

Trafikte uygulanan ceza puanlarını artırmasının ardından ehliyetine el konulan şoför sayısında ise rekor bir artış yaşandı. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) verilerine göre ehliyeti alınan sürücü sayısı 2008 yılına oranla yüzde 430 yükselişle 14 bin 330′a çıktı. 2008 yılında 100 puan sınırını aşarak ehliyetine el konulan şoför sayısı 2 bin 695 idi. 100 Ceza puanını aştığı için 9 yılda 28 bin 543 sürücünün ehliyeti alınırken puanlarını arttırıldığı 2009′da bu rakam 14 bin 330 olarak gerçekleşti.

EGM verilerine göre 2000-2009 yılları arasında alkol, aşırı hız, ceza puanı ve sürücü olmayı engelleyecek ölçüde sağlık şartlarının değişmesi gibi sebeplerden dolayı ehliyetine el konulan sürücü sayısı 1 milyonu aştı. 10 yıllık sürede alkollü araç kullandığı için 1 Milyon 29 bin sürücünün ehliyetine el konulurken, aşırı hızdan dolayı 52 bin, ceza puanından dolayı 14 bin ve sağlık nedenlerinden dolayı bin 412 sürücünün ehliyetine el konuldu. Trafik ceza puanlarındaki ciddi artışı sonrası ehliyetine el konulanların başında minibüs şoförlerinin geldiğini belirten Bahçelievler Minibüs Esnaf Odası Başkanı Halit Yılmaz “Minibüs şoförleri ayakta yolcu aldığını için trafik ceza kanununa göre 20 ceza puanı yazılıyor. Minibüslerin indirme bindirme cepleri olmadığından, ticari taksilerin ise şehir içinde durakları olmadığından sık sık cezai işleme tabi tutuluyorlar. Böyle devam ederse İstanbul’da özellikle ticari araçlar da çalıştıracak şoför bulamayacağız.” Diye konuştu. Esnaf olarak beklentilerinin özellikle kavşaklarda yolcu alıp bindirmek ve ayakta yolcu almadan dolayı kesilen ceza 20 puanının makul bir seviyeye düşürülmesi olduğunu kaydeden Yılmaz “İstanbul’da taşıma sektöründe İETT ve Halk Otobüsleri hınca hınç ayakta yolcu alırken maalesef minibüslere ayakta yolcu aldırılmamaktadır. İstanbul’da doğru dürüst taksi ve minibüs indirme bindirme yeri var mı varda biz mi bilmiyoruz? Minibüsçü ve taksici esnafım daha ekmek parasını kazanmaya çıkmadan potansiyel suçlu oluyor. Devamlı olarak uygun yerde yolcu indirme yapma mevzuatından dolayı ceza yiyorlar. Bu sebeple 2918 karayolları trafik kanunun da bu tür uygulamalar göz önüne alınmalı ve ona göre bazı maddeler de değişiklik yapılmalı” diye konuştu.

Trafikte son yıllarda teknolojik gelişmelerin uygulanması ile birlikte sürücülere kesilen ceza miktarlarının ciddi oranda arttığını belirten Fahri Trafik Müfettişleri Derneği Başkanı Avukat Sami Güleçyüz ise “Ceza puanlarındaki artış trafikte sürücülere çekidüzen veriyor. Ehliyetine bir ay el konulan sürücü ikinci kez hata yapmaz.” Dedi.

Ceza puanları 1′den 10′a yükseltildi

Bakanlığın, AB standartlarında hazırladığı ‘Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ 1 Ocak 2009′da yürürlüğe girdi. Hata yapan sürücüler hem para cezası hem de ceza puanına çarptırılıyor. Kırmızı ışık kuralına uymayan şoförlere 128 TL para cezasının yanında 20 ceza puanı veriliyor. Araç kullanırken cep telefonuyla konuşan ve yüksek sesle müzik dinleyenlere ise 61 lira para cezası kesilirken ehliyetine yazılan ceza puanı 1′den 10′a çıkarıldı. Ceza puanı 1 yıl içinde 100 sınırını aşan şoförlerin ehliyetlerine 2 ay el konuluyor. Süre sonunda eğitim gördüklerini belgeleyenlerin ehliyeti iade ediliyor. Kişinin aynı hatayı ikinci kez yaparak 100 ceza puanı alması halinde bu kez 4 ay sürücü belgesi alınıyor. Ayrıca psikoteknik değerlendirme ve psikiyatri muayenesine tabi tutuluyor. Sürücülük yapmasına engeli bulunmayanlara ehliyetleri 4 ay sonra tekrar veriliyor. Bir yıl içinde üçüncü defa 100 ceza puanı alanların ise sürücü belgeleri iptal ediliyor. Ehliyeti olmadan araç kullandığı tespit edilen kişiler, mahkemeye sevk edilerek 265 TL hafif para cezası ve 1 aydan 2 aya kadar hapis cezasına mahkûm ediliyor. Alkollü iken araç kullanan sürücülere 537 lira ceza kesilirken aracı trafikten men edilerek sürücü belgesine 6 ay el konuluyor.

Yorumlar

Toyota Türkiye de geri çağıracak

Bozkurt, Toyota’nın potansiyel gaz pedalı sorunu ile ilgili yapılan geri çağırma kampanyası hakkında yazılı bir açıklama yaptı.

Toyota müşterilerinin bu süreci yaşamalarından ötürü derin üzüntü duyduğunu ifade eden Bozkurt, duyurusu yapılan bu kampanyanın, tüm müşterilere en üstün güvenlik standartlarını sunmak adına bir önlem mahiyetinde olduğunu kaydetti.

Toyota’nın, müşterileri adına duruma yönelik aksiyon almak için gerekli tüm çabayı gösterdiğini vurgulayan Bozkurt, üretim aşamasında potansiyel gaz pedalı problemine sebebiyet verecek parçanın kullanıldığı araçlara ait şasi numaraları listelerinin Toyota Avrupa tarafından oluşturulduğuna işaret etti.

Bozkurt, en kısa sürede ülke bazında sevkıyatlara göre listelerin belirleneceğini ve taraflarına gönderileceğini vurgulayarak, şunları ifade etti:

”Türkiye’de bu kampanya kapsamına alınan araç sahiplerine Toyota İletişim Merkezi tarafından direkt olarak ulaşılacak ve araçları ile ilgili gereken işlemler hızlı bir şekilde gerçekleştirilecek. Müşteri memnuniyeti kapsamında, satış sonrası ve bayi satış sonrası ekiplerimiz kapsam dahiline giren araçların iyileştirme işlemlerinin tamamlanması için çalışma sürelerini de artıracak.

Potansiyel gaz pedalı sorunu ile ilgili geri çağırma kampanyasına yönelik Türkiye’de ön çalışmalar hızla sürdürülüyor. Toyota olarak kendi stoklarımızda ve bayilerimizin stoklarında bulunan araçları detaylı olarak inceledik. Öncelikle bayilerimizin stoklarında yer alan ve bu kampanya kapsamında değerlendirilen araçların müşteriye satışını durdurduk ve satıştan geri çektik. Kendi stoklarımızda bulunan araçların da yapılan kontrollerin ardından sorunsuz olduğunu tespit ettik.”

Mevcut durumda, Toyota Plazalar’da satışa sunulan tüm modellerin sorunsuz olarak müşterilere teslim edilmekte ve gereken tüm çalışmalar büyük bir titizlik ve hassasiyetle sürdürülmekte olduğunu ifade eden Bozkurt, bununla beraber, üretim aşamasında gereken iyileştirmelerin yapıldığı için, sevkıyatı yapılan yeni araçlarda da bahsi geçen problemin bulunmadığı bildirildi.

Bozkurt, ”her koşulda önce müşteri memnuniyeti” politikaları çerçevesinde, konuyla ilgili olarak Toyota Avrupa ile devamlı irtibat sağlandığını ve gelişmeleri yakinen takip ettiklerini dile getirdi.

Ali Haydar Bozkurt, Türkiye’de potansiyel gaz pedalı sorununa ilişkin somut bir müşteri problemi yaşanmadığını ve Toyota’nın soruna yönelik çözümünün mevcut olduğunu kaydetti.

Yorumlar

İpek Yolu güzergahı günümüzde tekrar canlandırılabilir mi?

Tarihte bilinen en eski, uzun ömürlü ve çok geniş bir coğrafi alanı kapsayan ticaret yollarından birini oluşturan İpek Yolu M.Ö. 2. yy.’ dan itibaren 19. yüzyıl ortalarına kadar faaliyetine devam etmiş, Orta Asya, Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve Anadolu’yu içine alıp Çin’den Orta Avrupa’ya kadar büyük bir alanda etkili olmuştur. İpek Yolu faal olduğu tarih dönemlerinde üzerinde ticaret yapan tüccarlar tarafından bu isimle anılmamış ve bu tarihin en önemli ticaret yolu ilk olarak 19. yüzyılın sonunda “İpek Yolu” olarak isimlendirilmiştir. İpek Yolu, Çin, Orta Asya, Orta Doğu, Anadolu ve Avrupa arasında yapılan ve gerçekleştiği dönemlerin en önemli ticaret yoludur. Bu ticaret yolunun bu denli önemli olmasını dönemin en önemli devletleri arasında ticareti ve iletişimi sağlamasının yanı sıra güzergâhın geçtiği şehir ve bölgelerde, tıpkı Mısır’da geçtiği yere canlılık veren yeşil Nil nehri gibi, ekonomik canlılık, refah ve kalkınmışlık sağlamış olmasıdır.

İpek Yolu; güzergâhları üzerinde ticareti geliştirmek, kervanların hareketlerini kolaylaştırmak amacıyla yollar, kervansaraylar gibi birçok altyapı yapılmıştır. Ayrıca, mal akışının sürekliliğini sağlamak üzere Selçuklu ve daha sonraki Osmanlı döneminde politikalarla desteklenmiştir. Binyıldan daha uzun süre devam eden bu ticaret ağı Anadolu yarım adasının Batı ve Doğu arasındaki stratejik konumunun gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Ticaret, lojistik ve taşımacılık yapılanmalarının temellerinin bu dönemde oluştuğu anlaşılmaktadır. Lojistik ve taşımacılık yapılanmasının temellerini oluşturan yük odakları, talep merkezleri, dağıtım ve toplama terminalleri ile bunlar arasındaki yük akışları kullanılan araçlar, ulaşım ve lojistik alt yapılarına göre büyük farklılıklar taşımasına rağmen sistemin bütününe bakıldığında büyük benzerliklerin de olduğunu göstermektedir.

İpek Yolu güzergâhı; denizcilikte yaşanan gelişmelere bağlı olarak deniz yolu ulaşımının gelişmesi, coğrafi keşiflerle ile yeni yerlerin keşfi, yeni güzergâhların bulunması, bunun sonucu ticari emtialara daha kolay ve doğrudan erişim, coğrafi keşiflerle koloni döneminin başlaması ve Avrupa’nın zenginleşmesi ve sanayi devrimi sonucu hammadde ve pazar ihtiyacı geleneksel ticaretin modern ticarete çevrilmesi gibi nedenlerle zayıflamış, zamanla önemini yitirmiştir. İpek yolu güzergahının günümüzde tekrar canlanabilmesi için gerekli ortam mevcut mudur? denildiğinde bu konuda tam olmasa da önemli değişimlerin olduğu anlaşılmaktadır. Bunların içinde en önemli husus İpek yolunun üzerindeki bir çok ülkenin ekonomik yönden hızlı bir değişim ve dönüşüm içersinde bulunmaları, günümüz ticari ihtiyaçlarını temin edebilmesi için İpek Yolu gibi yeni güzergah talepleri kaçınılmaz olmaktadır.

Ancak İpek Yolu güzergâhının canlılığa kavuşturabilmek için gerekli ortamın hazır edilmesi gereklidir.
Bunlardan birincisi fiziki alt yapı ile ilgilidir. Karayolları ve demiryollarında güzergâh ülkelerindeki fiziki standartlar geliştirilmeli, standartlar yükseltilmelidir. Ülke standartlarının yükseltilmesi tek başına yeterli değildir. Standartların uluslararası düzeyde, güzergâh bütününde geçerli hale getirilmesi gereklidir. İkinci önemli husus gümrük geçişleriyle ilgilidir. Gümrük geçişlerinin hızlandırılması için gerekli gümrükle ilgili transit belgelerin güzergâh ülkelerince uyumlaştırılmalıdır. Üçüncü konu araç, yük ve sürücülerle ilgili standartların oluşturulmasıdır.

Karayolunda yük taşıyan araçların dingil, römork, çekici teknik standartları ile sürücü belgeleriyle sürücü çalışma koşullarının oluşturulması gereklidir. Fiziki alt yapı olarak Bakü Tiflis Kars demiryolu hattının kurulma çalışmaları, Karadeniz sahil yolu, hatta Marmaray bu konularda önemli bir aşamalardır. Bundan sonraki aşamalar daha hızlı gelişecektir.

Yorumlar