Denizlerin mavi yüzü
Denizlere serbesti mare liberum ile gelmiştir. Mare liberum denizde seyir yapan gemilerin kimin karasuyunda olursa olsun seyrüsefer özgürlüğünden yararlanması ilkesidir. Bu ilke doğrultusunda ticaret gemileri dünya denizlerinde herhangi bir formaliteye tabi olmaksızın, gece-gündüz demeden, serbestçe ancak zararsız olmak koşuluyla duraksız ve uğraksız seyir yapabilme hakkına sahiptir. Duraksız seyir ancak, gemi arızası, deniz kazası, barınma gibi zorunlu nedenlerle kesintiye uğratılabilir.
Mare liberum ilkesi 16. yy.da hollandalı hugo grotius tarafından ortaya atılmış ve savunulmuştur. Evrenselleşmesi de çok uzun zaman almış mücadeleler sonucudur.
Hugo grotius açık denizlerin bütün ülkelerce serbestçe kullanılabilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu savunmasını ganimet hukuku üzerine yorum başlıklı yapıtının mare liberum başlıklı bölümünde yapmıştır. Bu çalışma 1609 yılında yayımlanmıştır. Mare liberum zaman içinde gelişerek yerini denizlerde özgürlük kuralına bıraktı. Nitekim seyir ve sefer serbestîside denizlerde özgürlük uygulamasının bir türevidir.
Seyir ve sefer serbestisinin yaygınlaşmasıyla birlikte Batıya yönelik ticarette hızlı gelişmeler oldu.Önceleri Asya-Avrupa ticaretinin odaklarını oluşturan akdenizin Sayda, Sur, Venedik, Ceneviz, Kartaca, Utika, Alanya,Tir gibi ünlü şehir devletleri serbest liman anlayışıyla da desteklenmelerine karşın serbest ticaretlerini zamanla kuzey denizi ülkelerine kaptırdılar. Bu olgunun süreci üç yüzyılın çok üzerindedir.
Dünya ticaretine günümüzde yön veren Rotterdam, Hamburg, Anvers gibi kuzey limanlarının eriştiği bugünkü konum, önceleri Akdeniz’de odaklanmış doğu-batı ticaretinin kuzeye çekilmesi sayesindedir. Tabiatıyla akdeniz şehir devletlerinin ticari kayba uğramalarına yol açan bu oluşum dünya ticaretinin de Kuzey Avrupa limanlarında odaklanması sonucunu doğurmuştur.
Günümüzde dünya denizlerine mare liberum ilkesi ile başlayan denizlerde serbesti süreci egemendir. Ticaret gemileri zararsız geçiş yapmak koşuluyla seyir ve sefer özgürlüğünden yararlanır. Denizlerde serbesti süreci ilk seyir ve sefer serbestîsi şeklinde uygulanmıştır. Bunun uluslar arası genel kabul görmüş denebilir ki ilk uygulaması, Türk Boğazları ile ilgili Montrö Boğazlar Sözleşmesidir. Türk Boğazlarında ticaret gemilerine tanınan geçiş serbestîsinin temel ölçüsü, deniz navigasyonu serbestîsidir (Montreux Sözleşmesi: m.1 ve m.2/1). Ancak, günümüzde bu serbesti, çevre, sağlık ve can güvenliği unsurları ile bütünleşik olarak zararsız geçiş hakkı şeklindedir.
Navigasyon serbestîsi mare liberum ilkesinin yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan ve Deniz Hukuku Sözleşmelerinin insanlığın gündemine girmesine kadar uzanan dönemde uygulanan bir kavramdı. Ancak, Deniz Hukuku Sözleşmeleriyle birlikte navigasyon serbestisinin yerini zararsız geçiş aldı.
Zaman zaman İngilizce’deki karşılığı ile masum geçiş olarak da söylenen, hukuk literatürümüze zararsız geçiş olarak yerleşmiş bu geçiş hakkını ihlal eden ticaret gemileri için ülkelerin yargı ve kolluk yetkileri bulunmaktadır.

